
Anadolu 100 Yıllık Narkozdan Çıkıyor
Türkiye’nin yüz yıllık uykusundan uyandığı doğrudur.
ancak siyasilerin bu uyanışın ekmeğini yemeye hakları yoktur. zira bu uyanış, siyasilere rağmen ve iki adım ileri, bir adım geri şeklinde gerçekleşmiştir.
tarih türkiye’yi hep ileriye doğru iterken, ehl-i siyaset hep geriye doğru adım attırmıştır. bunun sebebi 20. yüzyıl boyunca ülkede etkili olmuş bozuk görüşlerdir. bunlar sosyalist ve devletçi kalkınma yöntemine inanç ve çok partili rejimde ısrarlı olmaktır. geri kalmış ülkelerde çok partili rejim istikrarsızlığa sebebiyet verir ve kalkınmayı geciktirir, hatta bazen tamamıyla engeller. gelişmekte olan ülkeler için en iyi rejim otoriter tek parti yönetimi ve dışa dönük kapitalist kalkınma modelidir(örnek: singapur, tayvan, güney kore ve en son çin).
türkiye yüz yıl önce tipik bir tarım toplumu idi. ülkenin bin yıl öncesinden pek az farkı vardı. her ne kadar şehirlerde osmanlı eliti ve terbiyeli üst sınıfının bakiyesi yaşasa bile, ülkenin yüzde sekseni köylerde ve ortaçağ şartlarında cehalet, ileri derecede yoksulluk içinde hayat mücadelesi veriyordu.
hani eski filmlerde görürsünüz, konuşmaları davranışları oldukça kibardır. işte onlar osmanlı elitinden kalma hallerdir. ancak sanayileşme sürecinde atlatılması gereken büyük bir bela vardır: köylülerin yecüc mecüc gibi kentleri istila etmesi, lümpen sınıfını ve ilkel lümpen kültürünü oluşturmasıdır.
türkiye’de şu an şikayet ettiğimiz hemen her rezillik lümpen kültürü kaynaklıdır. modern kent insanı türemeden, bu noktadaki şikayetler son bulmayacaktır. ancak ne yazık ki, bir tarım toplumu sanayi toplumuna dönüşürken lümpen kültürüne maruz kalmak geçilmesi gereken zorlu bir aşamayı teşkil eder. bundan kaçınmanın imkanı yoktur. eğer kalkınmada doğru politikalar uygulanırsa maruz kalma süresi kısalır, hepsi o(bu noktada köy enstitüsü denilen garabeti iyi anlayınız. sanayi toplumu olmak, köylüyü yerinde tutmayı değil, onları işçiye dönüştürmeyi gerektirir. modern bir sanayi toplumunda köylü yoktur, işçi vardır. toprağı işleyenler de köylüler değil, tarım işçileri ve tarım işletmeleridir).
sonuç olarak, türkiye’nin kalkınmasını tarihin akışına mâl etmiş olduk, peki akp’nin bu kalkınmada hiç mi payı yok?
şahsen ben akp’yi özellikle bir noktada takdir edebiliyorum. o da savunma sanayine olağanüstü önem vermeleridir. işte bu noktada akp’nin hakkını yemeyi doğru bulmuyorum.



