17. asırda ingiltere ve hollanda biraderler, ispanya-portekiz ittifakını yenilgiye uğratıp dünya ticaret rotalarını, dolayısıyla da hakimiyetini ele geçirdi.
20. asırda ise bu hakimiyeti abd’ye devrettiler. ancak bunu tabii bir gelişim olarak görebiliriz çünkü abd ile ingiltere esasen baba-oğul gibidirler. yaşlanan baba(ingiltere) dükkanın işletmesini oğluna(abd) devretti. netice itibariyle şöyle bir hükme varabiliriz:
yaklaşık 500 yıldır anglo-sakson hakimiyetindeki bir dünyada yaşıyoruz. görünür gelecekte de bu hakimiyet süreceğe benziyor.
anglo-sakson hegemonyasına ilk baş kaldıran napolyon fransa’sı oldu. sonu malum…fransa’nın başı ezildi.
sonra almanya, hem de iki defa, dünya düzenine isyan etti. iki dünya savaşından da mağlubiyetle ayrıldı ve boyun eğdi.
en son komünizm kisvesindeki rus milliyetçiliği diklenmişti anglo-sakson’lara karşı. sonucu biliyorsunuz…1990’da çöktü…
şimdi azıcık biti kanlanan rusya, gene meydan okuyor büyük beyaz efendiye. ama biz sonucun ne olacağını çok iyi biliyoruz değil mi?
anglo-sakson’lar bu defa öldürücü darbeyi vuracaklar. rusya belki de bir daha asla belini doğrultamayacak.
ancak şöyle bir sıkıntı söz konusu. rusya gibi bir dev kolay kolay can veremez. can çekişip, debelenirken bile dünyada yapacağı tahribatı, yıkımı hayal edemiyorum. kıvılcım mutlaka bize de sıçrayacaktır. Allah bizi muhafaza eder inşaallah.



