Eskiden dilimizde bu fark belirgin idi. dilde sadeleşme akımıyla bu fark kaldırıldı maalesef. science’ın bizdeki karşılığı “fen” idi. “ilim” ise çok daha genel bir bilgi kategorisine işaret ediyordu.
science = fen
ilim = en genel anlamda bilgi
öte yandan, ortaçağ boyunca ilimden kasıt daha çok din bilgisi olmuştur. tasavvuf ehline göre ilim, marifeti de kapsar veya marifete eşlik eder. (marifet= irfan bilgisi, yaratıcıyı tanımak).
örnek:
“abdullah bin mübârek’e;
“gerçek insanlar kimlerdir?” diye sorulunca, “âlimlerdir” cevâbını verdi.
“hakîkatte sultanlar kimlerdir?” diye sorulunca, “zâhidlerdir” dedi. (zâhid= dünya malına, makama, mevkiye, şöhrete rağbet etmeyen, onlardan yüz çeviren kişi)
“sefil kimseler kimlerdir?” diye sorulunca,
“din kisvesi altında, dünyâ menfaati sağlayanlardır” dedi.(günümüzde bu güruhtan başkasını bulmak pek mümkün değil maalesef)
âlimlerden başkası hakikat itibariyle insandan sayılmamıştır. çünkü insanları hayvanlardan ayıran temel özellik akıl ve ilimdir.
insan, ancak ilimle gerçek insanlığını kazanabilir. yoksa insan, kuvvetli olduğu için insan değildir. eğer böyle olsaydı, deve ondan daha kuvvetlidir. büyük olmakla da, insan, insan değildir. çünkü fil ondan daha büyüktür. insanlık, kahramanlık ve cesâret ile de olmaz. çünkü arslan daha cesurdur. çok yemek ile de olmaz, çünkü öküzün karnı daha büyük ve daha oburdur.
bilakis insan; ilim için, Allahu teâlâyı bilmek için yaratılmıştır. Ahmet bin kays, “ilim ile desteklenmeyen her izzetin sonu zillettir” buyurmuştur.”



