Hiç kimse hiçbir meseleyi mutlak olarak çözemez.
çözüme ulaştırılan her bir mesele, on tane yeni soru doğurur.
o yüzden “ben bu işi çözdüm, sonuca ulaştırdım” diyen kişi donar kalır ve bir fanatiğe evrilir. ayetleri hadisleri öne sürerek bunu yapanın da durumu farklı değildir. zira o ayetlerden hadislerden anlaşılabileceklerin de sonu yoktur.
dikkat edin, dini veya din dışı tüm fanatiklerin ortak tavrı bu şekildedir. mutlak bilgiye ulaşmış edasındadırlar hepsi. bilhassa din fanatiklerinin durumu daha da vahimdir. kuran veya hadisin arkasına sığınıp mutlak bilgiye ulaştıklarını zannederler. halbuki söyledikleri şeyler, kuran ve hadisin kendi akıl ve kalp aynalarına yansımış cüzi bir pırıltısından ibarettir.
kuran veya hadis onlarda açıklıkları kadar tecelli etmiş, aynalarındaki kirlilik kadar da kendini onlardan gizlemiştir. böylesine acı gerçeğe rağmen bu tayfa pervasızca “ben söylemiyorum kuran söylüyor” diyerek kendi cüzi görüşlerini insanlara cebretmeye ve empoze etmeye çalışırlar.
daha önce pek çok defa belirttiğimiz gibi, esasen kainat kevnî/oluşsal ve somutlaşmış bir kuran’dır. şu kainatta gördüğümüz her bir varlık Allah’ın bir ayetidir. mesela bir hayvan türünün yok edilmesi suçtur…niçin?…çünkü Allah’ın bir ayetini ortadan kaldırıyorsun…tüm bilimler(kendileri farkında olmasalar da) aslında Allah’ın ayetlerini araştırmakta ve incelemektedirler.
bilim camiasında dahi “bilim” adı verilen yöntemi ve süreci mutlaklaştırıp, kutsallaştırmak yaygın bir tutumdur. bunun ortaçağ türü bir sapma olduğunu anlayanlar da bulunuyor elbet. bakın bilim felsefecisi karl popper bu konuda ne diyor:
“bilimsel bilgiye olan hayranlığıma rağmen, bilimciliğin taraftarı değilim; çünkü bilimcilik, bilimsel bilginin otoritesini dogmatik olarak ileri sürer; hiçbir otoriteye inanmadığım ve dogmatizme her zaman direndiğim gibi ve buna özellikle bilimde direnmeye devam ediyorum. bilim adamının teorisine inanması gerektiği tezine karşıyım ve bilime inanmaya özellikle inanmıyorum.”
ve şunu da ilave ediyor:
“bilgi gerçeği aramaktan ibarettir; kesinlik arayışı değildir”.
keşke müslümanlar da tefekkürde bu seviyeye gelebilseler ve kuran ve hadisten söylediklerinin kendi cüzi nasiplenmeleri olduğunu anlayabilselerdi. tek başına bu idrak, islam aleminde büyük bir devrim ve dönüşümün habercisi olurdu.
not: daimi arayışın sembolü tilkidir. bulduğu ile yetinip onu bir öğretiye dönüştüren ve çevreye karşı savunmaya geçmenin sembolü ise tostoparlak olup oklarını dışa çevirmiş kirpidir. (bkz: tilki ile kirpi/#64381958)




Merhaba, Beyefendi kusura bakmayınız iletişim kısmı yok size ulaşma şansımız var mı? Ekşide yazdığınız yazılardan bir konu ile ilgili istişare etmek talebindeyiz. Geri dönüş yaparsanız memnun oluruz.
isnetus@yahoo.com adresinden veya ekşi sözlükten ulaşabilirsiniz.