
Türkiye’de Laiklik Niçin Başarısız Oldu
Deccalın en büyük özelliği fitnedir.
fitne, her şeyin birbirinin içine girdiği, kavramların çorba olduğu, artık işin içinden çıkılamaz ve hakkın bâtıldan ayırt edilemez hale geldiği durumu ifade eder.
“bilimperestlik” deccalın dinidir ve deccalizm son iki asırdır bu dini dünyaya hakim kılmış ve diğer tüm dinleri tasfiye sürecine sokmuştur.
“laiklik” gibi uyduruk kavramlar klasik dinlerin tasfiyesi için ara çözüm mahiyetinde üretilmiştir. zira dinlere cepheden taarruzun iyi sonuç vermeyeceği aşikardır. bu nedenle dinlerin hayattan koparılıp dar bir çevreye ve kişisel hayatlara hapsedilmesi, geri kalan her yere de “bilimperestlik dininin” hakimiyet kurması kafi görülmüştür. zira nasıl olsa yeni yetişen nesiller deccalın dinine devşirilecektir.
laiklik hakkında yapılan tanımlar ve gevelenen tüm sözler safsatadır. zira insan öyle veya böyle bir tür evren ve varoluş algısına sahip olmak zorundadır. hayat tarzı ve kültür bu algı etrafında oluşur. dolayısıyla dinsiz insan asla düşünülemez. günümüzde dinsizlik diye bilinen cereyan ise gerçekte bilimperestlik dininin mümini olmaktan ibarettir. şeytanın en büyük hilesi, insanları kendinin var olmadığına inandırmaktır…aynı taktik…
türk milleti ile islam et ve tırnak gibidir. birbirinden ayrılması artık mümkün değildir. her ne kadar son üç asırdır fetret devrini yaşıyor olsak da, bu geçici bir durumdur. bunlar tarihin döngü sonlarına has cilvelerdir. her büyük döngünün sonunda mutlaka yıkım gerçekleşir. bir sonraki ve daha yüksek şuur içeren safhaya geçebilmek için koca çınar devrilir. ancak merak etmeyiniz…o çınarın geride bıraktığı bir sürgün tekrar yeşillendi ve nice badireyi atlatıp artık orta boy bir ağaç haline geldi bile…yakında daha da devleşecek ve gölgesinde nice milletler huzur ve refah ve adalet bulacaktır.



