Tarikat Liderinin Elini Öpünce Hal Gelen Müritler
Hepiniz bilip bilmeden görüş beyan ediyorsunuz. orada ne olup bittiğinden zerre gram haberiniz yok. ilkokul sıralarında maruz kaldığınız kemalist eğitimin beyninize ilka ettiği pozitivist yaveleri tekrardan başka yaptığınız ne var ki?
evet doğrudur bu tür düşük seviyeli bir tasavvuf anlayışı ile varılacak bir nokta yoktur. bunu ben de kabul ediyorum. tasavvuf ilminin zirvesi olan mevlana, muhyiddin-i arabi ve imam-ı rabbani gibi zatlar bu noktada rol model olmalıdır, rakkaslar değil.
orada olan şeyi size açıklayayım:
şeyh vakt-i zamanında yaptığı tasavvufi çalışmalarla, fizik bedeninin paralelinde olan enerjetik beden ve onun da paralelinde olan ruh bedeni, olağanüstü güçlendirmiş. kendisine dokunan kimseler bir anda bünyelerinin kaldıramayacağı kadar yüksek voltaja kapılınca, ister istemez garip şekillere giriyorlar.
eğer herhangi biri de, o şeyhe dokunsa aynı şekilde kıvranmaya başlardı. o voltajdan etkilenmeyen çok az insan çıkar. bunların kimi, enerjetik bedeni güçlü olduğu için tepki vermez, kimi de enerji bedenini tamamen taşlaştırdığı için etkilenmeyebilir.
halkın aklı gözünde olduğu için bu tür ilginçliklere bayılır. ancak tasavvufta asıl gaye bunlar değildir. mesele yüksek bir ilim ve güzel ahlaktır.
gerçi bu tür şahıslara temas eden kimselerin enerjetik bedeninin titreşim frekansı olağanüstü yükselir ama bu durum uzun süre korunamaz. titreşim bir müddet sonra eski seviyesine iner. korunabilseydi ilgilisi için duyular ötesi görüş açılacak ve algılama skalası genişleyecekti. o halin muhafazası ise ancak ahlaki dönüşümle mümkün olur.
hz. davut hakkındaki şu yazı, sanırım meseleye daha geniş bir yaklaşım açısı sunar:
https://isnetus.wordpress.com/2014/08/29/hz-davut/



