Aydınlık vs. KaranlıkGüzel Ahlak vs Kötü AhlakSpritüalizm

Hastalıkların Ruh Kökenleri

Bu konuda yaptığım bazı araştırmalar sonucunda bütün hastalıkların esasen ruhta başladığını, zaman içinde sırasıyla spritüel/nefs/enerjetik bedene sonra da fizyolojik bedene yansıdığı şeklinde bir intiba oluştu bende.

batı bilimi madde beden haricinde diğer kısımlarla ilgilenmiyor. onun için spritüel beden ve ruh yok hükmünde. uzak doğu tıbbı ise hem madde bedeni hem de spritüel/nefs bedeni ele alıyor ama nazarı ruha yetişmiyor. ruh mertebesine kadar çıkabilen feraset yalnızca islamda.

aşağıda uzakdoğu bilgilerinden devşirme, hastalıklar ile insan davranış ve ahlakı arasındaki ilişkilere dair bir alıntı sunuyorum. belki birilerine faydalı olur. bu arada bilmeyenler için söyleyeyim. spritüel beden yedi basamaklı olarak ele alınır ve uzakdoğudaki karşılığı yedi çakradır…

“1. çakramız hayata bağlılığımız, değişimlere adapte olmamız ve ileriye gidebilme gücümüzü temsil eder. bu bölgedeki bozukluklar ayaklarımız ile kalçamız arasında kendini gösterir. ayrıca denge sorunlarına yol açar. kıkırdaklarımızdaki ağrılarımız hayatımızdaki değişimlere adapte olamadığımızı ve kontrolcü bir yapımız olduğunu gösterir. bütün vücudumuzda sağ tarafımız erkeği sol ise dişi yanlarımızı temsil eder. geçmişimizdeki erkek yada dişilerle olan sorunlarımızı arındırıp topraklayamadığımız yani değiştirip sevgiye dönüştüremediğimiz müddetçe ayaklarımızdan başlayıp bacaklarımızdan kalçamıza kadar ağrılar yaşayabiliriz. bunun için geçmişimizi sevgi ile affederek kabul etmemiz gereklidir. egomuzdaki inatlar, veremediğimiz tavizler ve esnek olamamak kontrolcü bir yapımız olduğunu gösterir ve diz sorunlarına neden olur. kendimize karşı affedici, anlayışlı ve şevkatli olarak uzlaşmaya geçme kararlarımız ileriye adımları daha kolayca atmamızı sağlıyacak ve esnek olabilmemize yardımcı olucaktır. 

2. çakramız kendi cinsel özgürlüğümüzü, cinsiyetimizle olan barışık halimizi, saf ve masum halimizi kabullenişi ve çocuk enerjimizi simgeler. bedenimizdeki dişi ve erkek enerjimizle uyumumuzu bu bölgemiz gösterir. hayattan haz alabilmemizi sağlar. herbir insan hem dişi hem erkek enerjisini içinde taşır. bunları hayata gelirken anneden ve babadan alırız. bu bölgenin denge içinde olması kendi cinsiyetimizin enerjisi ile taşıdığımız ters cinsiyetimizin enerjisinin uyum sağlaması ile güçlenir. geçmişte özellikle çocukluğumuzda duyduğumuz baskılar ve şuçluluk korkuları bu bölgemizde toplanır. bu bölgemizdeki bozukluklar hormonel sorunlar yaratır, yumurtalıklarda yada anüste problemler oluşturur. içimize attığımız öfkeler burda toplanır. duygularımızı ve geçmişteki korkularımızı özgür bırakamayıp boşaltamamaktan oluşur. hayatın akışına güvenememekten kaynaklanır. cinsellikle barış içinde olamadığımızda ve cinsel baskı içinde yaşadığımızda prostat sorunları oluşur. kendi yaşımızla barış içinde, gücümüzün farkında olarak kendimizi sevip onaylamayı seçtiğimizde bu hastalıkları engelleyebiliriz. yumurtalıklarımız ise yaratıcılık noktamızdır. yaratıcılığımızı dengelemeyi seçtiğimizde yaşam gücümüzü tamamlarız. çocukluğumuz ile barıştığımızda, suçluluk korkumuzu saf ve masumiyet ile sevgi içinde değiştirdiğimizde bu bölgemizle barışıp cinselliğimizle barış içinde oluruz.

3. çakramız en duygusal bölgemidir. sinir sistemimizin olduğu bu alan her türlü dış etkenden olumsuz anlamda etkilendiğimizde ilk hissediceğimiz alandır. içimiz ve çevremiz ile kurduğumuz her türlü olumsuz bağları burda hissederiz. kendimiz için olan güvensizliklerden dolayı çevremize olan güvensizliğimiz ile birlikte yapacağımız her olumsuz konuşmalar ve dedikodular böbrek ve karaciğerimizi etkiler. çevreye ve kendimize karşı olan yargılayıcı tavrımız ve kabul yerine dışlayıp reddedişlerimiz böbrek sorunları yaratır. halbuki her deneyimi kabullenmek ve doğru adım attığımıza güvenmekle birlikte büyümeyi seçmek olumlu dönüşümler getirerek böbreklerimize faydalı olucaktır. şikayetlerimizi bırakmak, kendini kandırmak, ve haklı çıkmak için mücadeleler vermek yerine sevgiye açık olarak yaşamayı seçmek karaciğerlerimizi koruyacaktır. çevremize olan güvensizlikle doğan obsesyonlarımız ile duyumsadığımız duygularımız dalağımızı etkiler. bunu kendimizi severek ve onaylıyarak olumluya dönüştürebiliriz. çin felsefesi ve budizm mideyi sevgiyi hissetme çakrası olarak gösterir. bu çakramızın merkezindede mide bulunur. kendimize güven ile birlikte hislerimize sevgi ile açık olmak bu bölgemizi tamamen olumlu etkileyecektir.

4.çakramız kalp ve akciğerlerimizin olduğu önemli bir diğer bölgemizdir. nefesimizden vücudumuza kan ponpalanmasına kadar bu bölgemizde gerçekleşir. yaşamımız için gerekli kan ve oksijen sirkülasyonu bu bölgemizde sağlanır. o yüzden 4. çakramız hayattaki sevgi, neşe ve yaşam sevincini doyumsadığımız alandır. sevgi ve güven merkezimizdir. kendi içimizle bağlantıya geçtiğimiz ilk bölgedir. hayatı dolu dolu yaşamaya hakkımızın olduğunu içimizdeki yüksek yaşam kapasitemizi bu bölgede hissederiz. sevgi uyumlamasından sonra kendi iç yolculuğumuzlan evren ile uyumlu bir bağlantı sağlarız. hayata olan sevgimiz, kendimize olan sevgimiz, hayatı dolu ve özgürce yaşamak, sevmeye ve sevilmeye layık olduğumuza inancımız ve yaşamımızı sevgiyle özgür bırakabilmek bu bölgemizde gerçekleşir.

5. çakramız ise boğaz, guatr, tiroid ve gırtlak bölgemizdir. kendimizi ifade ettiğimiz ve duygularımızı dışarı vurduğumuz alandır. bu bölgede yaşadığımız sorunlarımız içimizde duyumsadığımız nefretten yada üzerimizde duyduğumuz baskılardan dolayı oluşur. kendimiz adına konuşamadığımızda yada yuttuğumuz kızgınlıklarla birlikte tıkanan yaratıcığımız sonucu oluşan değişme korkusunu bu bölgemizde yaşarız.kendimiz ve çevremiz ile barış içinde olduğumuz ve ifadeyi kendi otoritemizi sağlıyarak yaptığımızda bu bölgemizdeki rahatlığı hissedebiliriz. kendimizi özgürce ve kolaylıkla, sevgiyle ifade edebildiğimize inanıp kabul ettiğimizde boğaz sorunlarımızdan kurtuluruz. çenemizde ağrılarımız yada çoğunlukta görünen diş problemlerimiz ise kızgınlıklardan ve intikam arzularımızdan doğar. kendi içimizdeki yaratıcılığa ve yarattıklarımızı değiştirebilme gücüne inanırsak bu bölgemizde olumluluklar başlatabiliriz. dönemimizde çok sıklıkla görünen tiroid hastalığı ise aşağılanmaktan, istediğimiz hiçbirşeyi yapamadığımızı hissetmekten ve kendimize öncelik veremediğimizi hissetmemizden kaynaklanır. eski sınırlılığımızı aştığımızda ve kendimizi özgürce yaratıcılığımızla ifade edebildiğimize inandığımızda bu hastalığımızı aşabiliriz.

6. çakramız ise üçüncü göz olarak tanımlanan bölge yeni fikirlere açılabildiğimiz ve farkındalığımızı genişletmeyi yüksek benliğimiz dolayısıyla yaptığımız bölgemizdir. kafamızı ve beynimizi kapsayan bu bölgemiz hayatımızı nasıl görüp, duyup, algıladığımızı belirlerken; yaşamımızada uygulayacağımız kararları alabilmemizi sağlar. yaşadığımız baş ağrıları, migren, görme ve işitme bozuklukları hayatımıza ve kendimize karşı duyduğumuz öfkelerimizden dolayı kendimizi kısıtlamamız ile oluşur. kendimizi affedememizden dolayı oluşan bu ağrılar yüksek benliğimize açılmamızı engeller. kendimizi gerçeğin dışında algılamamız sonucu oluşan korkularımız ile koşullanmış geçmişe yada geleceğe dönük yarattılan ilüzyolar ile kendimizi yargılarken migren ağrıları oluşur. hayatımızda gördüklerimizden memnuniyetsizlik göz sorunlarını yaratır. örneğin kendimizi olduğumuz gibi görmekten duyduğumuz rahatsızlık astigmatı, geleceğimizi karanlık görmek kataraktı, aynı anda zıt amaçların olması şaşılığı, anda yaşanılanların değerini bilmemek ve korkmak hipermetropu, gelecek korkusu miyobu ve taşlaşmış affetmezlik ise glakamoyu oluşturur. gözlerimiz berrak görüşü simgeler geçmiş, an ve gelecek için. aynı şekilde hayatta duymayı red ettiğimiz konulardan dolayı da kulak ile ilgili problemler yaşarız. red edişin, tecritin ve inadın artışı da sağırlığa kadar gider. aile içindeki kavga eden bireyler kulak ağrılarına sebep olurlar. bütün bunlar ile çevremizde ve içimizde uyum olduğunu, sevgi merkezli olduğumuzu, sevgiyle duymayı yada görmeyi seçtiğimizde olumlu sonuçlar alıp kendimize faydalı olabiliriz. dışımızdaki etkenlerin bizimle ilgili olmadığını ve içimizdeki sevgiyi kabul ediş bu bölgemizde berraklık sağlıyacaktır. 

7. çakramız yani taç çakramız artık üst benliğe geçiştir. bu bölgemiz sevgiyi, uyumu, dengeyi, hazı, mutluluğu, şifayı ve ışığı temsil eder. ilahi bütünlük ve birlik ile bağlantımızı simgeler. yalnızlık korkularından arınmışlık evrensel birliği kabul ve bütünlük içimizdeki tanrı ile iletişim ile kaynağımıza dönebilmemizi taç çakramız sağlar. kristal quartz yani saf beyaz berrak quartzın bu bölgeyi temsil etmesini bütün renkleri içermesi olarak açıklarsak bütün çakralarımızın uyumunu içerdiğini söyleyebilirim.”

isnetus 22.07.2013 13:08 ~ 13:27

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram, twitter ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu