Medeniyet
Son 300 yıldır medeniyetin yegane temsilcisi, öncüsü ve sahibi ancak ve ancak anglo-saksonlar olmuştur. diğer batı avrupa ülkeleri ise paylaştıkları greko-roman kültür şemsiyesi nedeniyle anglo-saksonlardan kolay geçişim sağlamış ve nasiplenmiş toplumlardır.
doğunun müslüman, hind, çin ve japon toplumları ise zaman içinde çürüyüp gitmişler ve modern bir toplum kurabilme potansiyellerini tamamen kaybetmişlerdir. doğulu bir toplumun işleyen bir hukuk sistemi kurabilmesi, adil bir toplum düzeni oluşturabilmesi artık mümkün olmaz hale gelmiştir.
siz belki çin ve japon toplumlarının artık şeytanın bacağını kırdığını düşünüyor olabilirsiniz; ama size yanıldığınızı söylemek zorundayım. onların yaptığı sadece yüzeysel bir taklitten ibarettir. tüm o sanayinin ve üretim gücünün arkasında bir felsefe, dünya görüşü ve irfan bulunmamaktadır. bu yüzden kof ülkelerdir bunlar. taklit ancak bir yere kadar iş görür.
an itibariyle türkiye’nin durumu da onlardan farksızdır. yani görece sahip olduğumuz gelişmişlik tamamen yüzeysel bir taklitten ibarettir. taklitler hiçbir zaman aslı ile baş edemezler ve daima aslını yaşatıp ona hayat verirler. taklit, aslının peşinde seke seke yürüyen ve hep peşinde yürümek zorunda olan topal bir köpektir.
medeniyet, irfan ve marifet sahibi ruhun donması ve materyalize olmasından ibarettir. eğer bir ruhunuz yoksa, başkalarını yüzeysel taklide mecbur kalırsınız. hep beyaz adamı ululayan zenci köle olursunuz. hatta başarılı bir köle olursanız(japonya gibi), size ev zencisi olma lüksünü bile bahşedebilir büyük beyaz efendi. bizim kemalistler de bu yüksek(!) rütbeye talip oldular; ev zencisi olmayı çok istediler; ama ağır nevrozları sebebiyle onu bile beceremediler.
sen evrensel normlar adı altında kendini kandırmaya devam et… aklınca anglo-sakson’un ulaştığı değerlere kolay yoldan konmaya çalış…ama bu işler öyle olmuyor ne yazık ki… her toplumun kendine göre bir benliği, kimliği ve manevi şahsiyeti vardır. onun kendi doğal çizgisinde gelişmesi gerekmektedir. yüzeysel taklit ile ancak anglo-sakson’un kölesi olursun. ancak onun kurduğu dünya düzenine hizmet edersin. o lüks içinde yaşarken, sen onun artıkları ile geçinmek zorunda kalırsın. bugün bizim ve dünyanın geri kalanının refahını büyük ölçüde aldığı kararlar ile fed(amerikan merkez bankası) belirlemektedir.



