
Niçin Bu Kadar Çok Siyaset Konuşuluyor
Benim görebildiğim kadarıyla bunun iki ana nedeni vardır:
1. ülkede geçimini siyaset üzerinden temin eden geniş bir kitle mevcuttur. bunlar destekledikleri parti sayesinde mal, mülk, mevki, makam sahibi olmuşlardır. hatta en aşağı tabakaya bile bir şeyler düşmüştür.
belgesellerde görürsünüz, avdan esaslı payı aslanlar alır. sonra çakallar, sırtlanlar da birer parça koparırlar. hatta en son döküntüleri de kargalar, kuşlar toplar. herkese bir şeyler düşer kısacası.
işte bu camia iktidarı kaybetmekten ölümüne korkmaktadır. geçim kaygısı baş nedendir.
muhalif kesim ise iktidarın nimetlerine karşı o kadar açlık ve hırs içindedir ki, onlar düşsün de biz gelelim diye hiçbir şeyi yapmaktan çekinmezler.
nüfusun fazla, kaynakların da kıt olması paylaşım savaşını şiddetlendirmektedir. ülkenin zaman içinde zenginleşmesi ile siyaset savaşlarının şiddetinde azalma olacağını ve nispeten daha ılımlı hale geleceğini öngörebiliriz.
2. ülkenin genel seviyesinin düşüklüğü: kalifiye ve bilinçli insanlar uzmanı oldukları konularla uğraşmayı ve o alanda kendilerini daha da geliştirmeyi tercih ederler. başka işler için pek vakitleri kalmaz.
niteliksiz insanlar ise hemen her zaman kendilerine göre tamamen malayani olan işlere merak salarlar. ekonomi, siyaset, uluslararası ilişkiler hakkında kendi yüksek(!) fikirlerini beyan ederler. halbuki o fikirlerin dünyaya ne bir etkisi ne de bir değeri vardır. hepsi boş ve gereksiz laflardır.
bu sefilliğin altında yatan psikoloji ise şu amerikan atasözünde gizlidir: “bir köle özgürlüğüne kavuşmayı değil, kral olmayı düşler”. bu noktada tasavvuf büyükleri “nazar ber kadem- önüne bakmak” prensibini koymuşlar ve şöyle demişlerdir: “eğer ayağın merdivenin birinci basamağında ise, gözünün en fazla ikinci basamağa bakma hakkı ve izni vardır. daha yukardaki basamaklara bakman yasaktır”.



