Varlıkta işleyen bir düzen vardır. bu düzene bir etkide bulunursanız mutlaka bir karşı etkiyle karşılaşırsınız. düzen kendine yapılan müdahaleyi dengeleyecek şekilde çalışır. insanoğlunun her yaptığı olumsuzluk kendine aynı şekilde döner.
“ben hürüm kimse karışamaz” diyen kişi! neden kafanı duvara vurmuyor veya minareden atlamıyorsun? çünkü sonucun ne olacağını gayet iyi biliyorsun. aynı şekilde işleyen spritüel ve ruhi kurallar da vardır.
ama bunlardan bahsedildiğinde bizim yarım akıllı pozitivistimiz gevrek gevrek gülecektir. ama bu ebleh pozitivist bilmiyor ki kafayı kuma gömmek onu avcıdan kurtarmayacaktır. kainat bir dağdır sen ona nasıl seslenirsen sana aynı şekilde karşılık verecektir.
ruhi kurallar içinde en ağır ihlallerden biri fıtrata karşı işlenen suçlardır. acilen elimine edilir çünkü sistemi komple ifsad etme tehlikesi söz konusudur.
not: yeryüzündeki bütün insanlar bir araya gelseler ve kuran’ın kırmızı çizgilerini geçmeye cevaz verseler sonuç sıfıra sıfırdır, güçleri buna yetmez. sonradan eşcinsel olanlar tevbe etmeli ve islam’a dönmelidirler. doğuştan eşcinsel olanlar da nefsine hakim olmalı ve günah işlememelidirler.
böyle kimselere bilhassa tasavvufi çalışmaları öneririm. tasavvuf alanında ışık hızıyla yükseleceklerdir…



