
Ahmet eş-şara ve silahlı güçleri niçin bu kadar kolay zafer kazanabiliyor?
geçen sene esat güçleri onun karşısında günler içinde darmadağın olmuştu. bir yıl sonra ypg de aynı akıbete uğradı.
diyeceksiniz ki, türkiye’nin desteği, abd ve avrupa’nın kendi derdine düşmesi, uluslararası dengelerin değişimi vs…
doğrudur…bunlara herhangi bir itirazım yok…
ama şu gerçeğe dikkat kesiliniz: bu şahsın maddi manevi her işi denk gidiyor…bakıyorsunuz bir anda tüm dengeler onun lehine değişivermiş. niçin böyle oluyor?
materyalist kafaların hiçbir zaman anlayamayacağı şeylerdir bunlar. onlara göre kimseye fark ettirmeden yapmak şartıyla istediğin kadar zulmedebilirsin. hepsi yanına kâr kalır. dünya kamuoyunu da propaganda ile yönlendirebilirsin. her türlü yalan dolan yaygara ile ve bol bol para harcayarak o işin üstesinden gelirsin.
halbuki kimsenin ruhu duymadan işkence ettiğin, öldürdüğün masumlar var ya…işte onların kaydını tutan ve gün gelince hesabını sana tek tek soracak olanlar var.
rakibini alt etmek ve düşmanına galebe çalmak istiyorsan ondan daha adil, ondan daha merhametli, ondan daha insancıl olacaksın. bunun başka herhangi bir yolu yoktur. zulüm ile, hile hurda ile ancak geçici başarılar elde edersin. onlar da günün sonunda elinden kayar gider. iflas etmiş olarak kalakalırsın.
bir mukavvanın üzerine demir tozları serpiştirdiğimizi ve altına da bir mıknatıs yerleştirdiğimizi farz edelim. demir tozlarının derhal mıknatısın kuvvet alan çizgileri doğrultusunda hizaya girdiğini ve bir desen oluşturduğunu görürdük değil mi?
işte bu misaldeki gibi kişilerin ve toplumların dahi kendine özgü bir manyetik alanı(ve ona yüklü bilinci) bulunur. manyetik alan, gücü nispetinde o toplumun tüm maddi işlerini düzene sokar ve ne kadar güçlü ise toplum o kadar yüksek seviyeden organize olur ve evrenle daha uyumlu çalıştığı için de işleri o kadar yolunda gider.
peki iki toplum karşı karşıya gelirse ne olur?
bu tıpkı iki yumurtayı tokuşturmak gibidir. kesinlikle ikisinden biri kırılacaktır. kırılacak olan da elbette kabuğu daha zayıf olandır. yani toplumsal bilinç ve onun bineği ve maddi vücudu olan “manyetik alan” kimde daha güçlü ise, savaşı o kazanacaktır.
maddeyi organize eden manyetik alandır, yani spiritüel boyuttur. spiritüel boyutun dizginlerini de elinde tutan nur boyutudur. nur boyutu ise marifetullah(tanrı bilgisi) ve güzel ahlak demektir. kısacası son tahlilde iş üstün ahlaka gelir dayanır.
sonuç: eğer yeterince adil ve yeterince insancıl olursan, yeterince allah’ın mahlukatına şefkat ve merhamet beslersen, dünyayı bile fethedebilirsin.



