
Şöhret, zenginlik, seçkin ve tanınır biri olmak, ünlü siyasetçi, film yıldızı, şarkıcı vs. olmak niçin afet olarak değerlendirilmiştir ariflerce?
bu sorunun cevabı “ego-yapay benlik” kavramında yatmaktadır.
ego dediğimiz benliğimiz esasen içinde yaşadığımız ortam ve çevreye uyum için büründüğümüz rol ve kimliğimizdir. doğuştan sahip olduğumuz benliğimiz değildir. çocuk ilk başlarda tüm varoluş ile senkronize olmuş evrensel bir benlik sahibidir. çocukların çok sevimli olmasının sebebi budur.
ancak büyüdükçe ebeveyni ona içinde yaşadıkları toplumun gerektirdiği kimlik ve benliği yüklemeye başlar ve çocuk büyüdükçe sevimliliğini yitirir, çirkinleşir. evet bu ikinci benlik, çocuğu toplumla uyumlu hale getirir gerçi, ama varoluştan da koparır. işte bu kopuş felaketin başlangıcıdır.
ikinci benliğin asıl ve öz benliği örtmesi bir tür küfür ve inkar manası taşır esasen. küfür zaten örtmek demektir.
“her çocuk islam fıtratı üzere doğar. sonra anne babası onu yahudi yahut hıristiyan veya mecûsî yapar” (buhari)
tabi siz bu noktada, “ama biz müslümanız, o halde bir islam toplumunda çocuğun fıtratı bozulmadan devam edecektir” diyeceksiniz. ancak maalesef bu iddiayı doğrulamamız mümkün olmuyor; çünkü şeklen ve sureta müslümanım demek yetmiyor. hakikat itibariyle müslüman olabilmek için çocukluktaki varoluşla senkronize olmuş asli benliğimize dönmemiz gerekiyor. (lâ ilâhe illallah’ın öz manası budur).
işte şöhretin afet olması tam bu noktada anlam kazanıyor. bir kimse toplum içinde değerli bir kimlik sahibi olunca(veya kendini herhangi bir nedenle değerli hissediyorsa) ego dediğimiz ikinci ve yapay benliğine kitlenip kalıyor. asıl ve öz benliğine dönüşü imkansız hale geliyor. asıl benliğimiz ki, imanın ta kendisidir; ego ve yapay benliğimiz ki, küfrün hakikatidir ve apaçık cehennemdir.
ego ve yapay benlik cehennem hükmünü alıyor; çünkü insanı varoluştan koparıyor. birbirinden ayrı ve hepsi birbirinden bağımsız varlıklar vehmini ortaya çıkarıyor. böylece insanlar birbiri ile mücadeleye, savaşa başlıyorlar. birbirlerine haset ediyorlar, kin güdüyorlar, nefret ediyorlar…bu nedenle dünyada kötülük ve şer adına bildiğimiz ne varsa tamamının kaynağı ve sebebi kesinlikle egodur. özbenliğine dönen kimsede ise kötülük ve şer potansiyeli bütünüyle ortadan kalmaktadır. zaten o kimse artık bir tür cennet yaşantısı içindedir. onun için gam, keder ve hüzün yoktur.
not: ibadetle, iyilik ve hayır yapmakla dahi kendini değerli görmek egoyu güçlendirir. kişiyi imanın hakikatinden perdeler. kendini değersiz hissetmek de ters dönmüş bir egodur. kişinin kendisini değersiz hissetmesinin de kurtarıcı olacağını düşünmeyelim. zira bu kimse bulacağı ilk fırsatta kendini değerli hissetmek isteyecektir.




Peki kişi büyüdükten sonra varoluşla yeniden senkronize olabilirse (sanırım tevhid şuuruna erişmek oluyor) o çocukluğundaki sevimliliğini yeniden kazanabilir mi?
Sorunuza ait cevaplara aşağıdaki makalelerde yer verilmiştir.
https://www.isnet.us/cocukluk-zevklerinin-artik-tat-vermemesi.html
https://www.isnet.us/eski-gunlere-ozlem-duyulmasinin-sebebi.html
https://www.isnet.us/cennetteki-elmanin-yasaklanma-nedeni.html
Not: Siteye yöneltilen sorulara ilişkin cevaplar bizzat İsnetus tarafından değil, site yönetimi tarafından yanıtlanmaktadır.