Rüya:
kovboy filmlerindeki gibi kayalık, tepelik, bir kanyon…kayalığın eteğinde bir kız…devasa bir yılan ona saldırıyor. bacağına dişlerini geçiriyor ve zehrini boşaltıyor. sonra kızı sarmalıyor ve sıkmaya başlıyor. kız çığlıklar atıyor. kurtarın beni diye bağırıyor fakat ortalarda kimsecikler yok.
üç boyutlu sinema gibi… ben bir yatak veya kanepede sağ yanıma uzanmış durumdayım. sonra sahne kapanıyor karşımda annem var. annem sahnenin zina günahına dair olduğuna işaret ediyor ve “biz ağaç gibiyiz” diyor. eliyle kuyruk sokumu kemiğime dokunuyor. orada hafif bir ağrı, sızlama başlıyor. aynı anda boğaz çukurumda karıncalanma hissetmeye başlıyorum.
“şaşırıyorum ve anne bu ilmi nereden aldın?” diyorum. “ne dedin?” diye iyice yüzünü yüzüme yaklaştırıyor. iskandinav kadınları gibi gümüşi saçlı, genç ve güzel”. sonra iki kaşımın arasına üflemeye başlıyor. iki kaşımın arasında serin bir esinti ve pınar gibi bir kaynama hissediyorum.
yorum:
bir ağacın kökleri toprak içinde; gövdesi, dalları, yaprakları ve meyveleri ise dışardadır.
insan da bu açıdan tıpkı bir ağaca benzer. bedeni madde alemindedir fakat onun tüm düşünce, niyet ve amelleri mana alemine yükselir ve orada meyvelerini döker. iyi veya kötü tüm amellerimiz bu şekilde mana aleminde surete bürünürler. elbette köstebek gibi olanlar mana alemine vakıf olamazlar. köstebekler toprak içinde yaşarlar ve toprağa müptela olmuşlardır.
kişi mana alemini göremese bile yaptığı iyilikleri gönlünde bir ferahlık; günahları ise sıkıntı ve bunalım olarak hisseder. içindeki sıkıntı dayanılmaz olduğunda kendini gaflete atıp o sıkıntıdan kurtulmanın yolunu arar. her türlü eğlenceler, futbol, içki, uyuşturucu vs. gibi şeyler bu işlevi görür. bunlar kişiyi uyuşturup acıyı hissetmesini önlerler. ancak bu yöntem deniz suyu içmek gibidir. kişiyi her geçen gün daha da dibe çeker.
peki doğru yöntem nedir?
doğru yöntem kısa vadede tövbe ve istiğfar. uzun vadede ise bilinçlenmek ve evrensel düzene vakıf olmaktır.
azabın kaynağı ruhumuza yüklenmiş olan negatif veri kaydıdır(günahlar). o negatif veri kaydı silinmediği müddetçe ebediyen bizle kalacak ve bize mutlaka sonuçlarını yaşatacaktır. bu negatif kayıtlar kabrimizde üç boyutlu rüya cinsinden bizi içine alacaktır; bir tür matrix ortamı yaşatacaktır. sevaplarımız bize güzel ve zevkli bir ortam sağlarken günahlarımız son derece eziyet verici suretlere bürünecektir.
ruha yüklenmiş negatif kodları silmenin yolu “estağfirullah” çekmektir. o yüzden her müslüman günde en az 100 estağfirullah çeker.
-her estağfirullah çekenin negatif kayıtları silinir mi?
+evet silinir. süreç otomatiktir. pc’de delete/sil tuşuna basınca ne oluyorsa o olur.
-ama biz günahları tanrı affeder veya affetmez diye biliyorduk.
+yanlış biliyorsun. evrensel düzen bu şekilde işliyor veya “tanrı dilerse affeder” sözü, sana estağfirullah çekmenin nasip olup olmaması gibi düşünülmeli.
-iyi o zaman. ben her türlü günahı işler. sonra da estağfirullah çekerim.
+yanılıyorsun. insan alışkanlıklarının esiridir. bir kez yol açıldı mı durmak kolay değildir. günah süreklilik kazandığında, yavaş yavaş dünya görüşün değişmeye başlar. düşündüğü gibi yaşamayan, yaşadığı gibi düşünmeye başlar. o yüzden günahtan kaçın. istiğfara devam et. bunu yaparsan ruhundaki tüm negatif kayıtlar silinir ve tertemiz olursun. azabın sona erer.
-ben günah işlediğimde çok pişman oluyorum, kahroluyorum. tanrı benim gibi pis birini affetmez diye düşünüyorum.
+onlar beşeri değer yargılarına ters düşmekten doğan sıkıntılar ve duygusallıklar. boş ver onları. duygusallık zararlıdır. purusya subayı gibi rasyonel ve soğukkanlı olmak gerekir. bir daha günah işleme veya işlememeye çalış. istiğfara devam et. hepsi bu.



