
Paranız Mı Yok Tatile Mi Çıkamıyorsunuz
Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim,
minicik gövdeme yüklü kafdağı,
bir zerreciğim ki, arş’a gebeyim,
dev sancılarımın budur kaynağı!
ne yalanlarda var, ne hakîkatta,
gözümü yumdukça gördüğüm nakış.
boşuna gezmişim, yok tabîatta,
içimdeki kadar iniş ve çıkış.
nfk
bu tatil denen nesne, kendi içinde derinleşemeyen, kendi içinde yeni iklimlere yol alamayan, madde kapanına kısılı almış şuurların sahte tesellisidir.
eski devirlerde dervişler olgunluk kazanmak için sefere çıkarlardı ve bir yerde üç günden fazla durmazlardı. kanıksama ve ünsiyet sebebiyle gaflete düşmemek ve kalplerini hep uyanık tutmak amacıyla böyle bir yöntem gelilştirmişlerdi.
ancak bu yöntem her ne kadar işe yarasa da, başka açılardan bir sürü dezavantaj taşıyordu. ve nihayet abdülhalik güçdevani adlı bir evliya yepyeni bir usul geliştirdi ve yeni usulün 11 prensibini vâz etti.
bu prensiplerden biri de, “sefer der vatan” düsturu idi. sefer der vatan, vatanda sefer demek. yani çıkacağın sefer dış dünyada değil senin iç alem boyutlarında olsun. bunu başarırsan aynı anda her iki seferi de yapmış olursun, der.
neden aynı anda iki seferi de yapmış olursun?
çünkü algılayan değiştiği zaman, algılanan da otomatikman değişir. mesela müthiş huzurlu iken dünya gözümüze bir başka gözükür. normalde alelade diye görülen şeylerde fevkaledelikler nazara çarpar. bir ağaç, bir kuş, senfoni orkestrası zevki verebilir.



