Eski Günlere Özlem Duyulmasının Sebebi
Bilinç olarak madde ve tabiat seviyesine düşmüş olan insan, içinde bulunduğu halden memnun değildir; huzursuzdur.
huzursuzdur çünkü huzurun ne olduğunu, çocukluğunda bir nebze tattığı için, bilir. bir çocuk sadece içtiği gazozun kokusundan, resimli bir dergide gördüğü rengarenk bir resimden vs. bir anda o cennet halini yakalayabilir; his olarak ruhun boyutuna geçebilir.
ancak ergenlikle beraber, bilinç olarak katı madde boyutuna iniş yapar. bir nevi cennetten kovuluş hikayesidir bu. ergenlikte yılan(cinsellik) uyanınca ister istemez madde alemine düşüş yaşamıştır.
düşüş yaşamış insan her ne kadar maddi dünyanın işlerine kapılıp gitse de, bir türlü içindeki o cennet özlemini, huzur arayışını bırakamaz. ancak yol yordam bilmediği ve de aldığı yanlış eğitimler sonucu bilenlere de kırk kulp takıp uzak durduğu için, o özlediği huzur haline yükselmeyi başaramaz.
bu noktada artık içindeki o özlemi ya geçmişin güzel günlerine yakıştırır veya gelecekteki güzel günlere atfeder. oysa bunların hepsi de boştur. geçmişin de geleceğinde şimdikinden farkı yoktur ve de hiçbir zaman olmayacaktır. dünya hep böyleydi, hep böyle kalacaktır. zira mesele maddi şartlardaki değişim değil, bizim algı ve bilinç düzeyimizdir.
geçmişe veya geleceğe özlem dışında, bir de başka diyarlara özlem duyup oraların farklı olduğunu zannedenler vardır ki, elbette bu da boş bir düşüncedir.
bunların en tehlikelileri de içindeki o özlem duygusunu bir siyasi ütopyaya dönüştürenlerdir. onun sonucu ise daha beter bir cehenneme düşmek olacaktır(komünistler veya uçuk enver paşa örneklerinde olduğu gibi).
işin özü nostalji, ütopya ve başka güzel diyarlar fantazileri zehirlidir. insanı daha beter karanlık kuyulara atarlar. çözüm ise hakikat ehlinden yol yordam öğrenip, madde ve tabiat seviyesinden yükselmek ve cennet haline ulaşmaktır.



