
Hasidik Yahudi Tarzı Tanrıyı Kandırma Yolları
Düşük bilinç sebebiyle düşülen durumlardır.
esasen ilahi mesaj çok yüksek bilinç mertebesinden kopup gelir. ancak o saf halini insanların anlaması imkansızdır. bu nedenle hitap ettiği insanların anlayışına göre bir indirgeme işlemine girer.
insanların o anki kültürüne ve zihniyetine uygun olarak doğrudan anlatım veya misali anlatımlara dayalı olarak bir kisveye bürünür. mesela israiloğullarının tanrısı son derece kızgın ve celalli bir kabile reisi gibidir adeta. demek ki yakın geçmişinde kölelik bulunan o kavim, ancak bu dil ve üsluptan bir şeyler anlar ve istifade edebilir durumda imiş.
aslolan ilahi mesajın muradını ve manasını anlamak iken, zaman içinde irtifa kaybeden bilinçler literal okumaya geçmekte ve kelimelerin lafzında takılı kalmaktadır. kökende ilahi bile olsa bir dinin ölümü işte bu noktada başlamaktadır. manadan yoksun kalınca dinden beklenen o nurani aydınlanma gerçekleşmemekte, ortaya çıkan eksikliği insan bir savunma mekanizması halinde daha keskinleşerek, daha radikalleşerek kapatmaya çalışmaktadır.
manaya intikal edebilen insan rahattır, huzurludur. bu nedenle gayet hoşgörülü ve toleranslıdır. kimseyi yokuşa sürmeye çalışmaz. onun indinde din basitlik ve kolaylıktır. manadan yoksun kalan kişinin ise iç gerilimi(ateşi) sönmek bir yana, şiddetini artırmıştır. işte bu iç gerilim onu kör taassuba sürükler. dini zorlaştırdıkça zorlaştırır. keskinleştikçe, radikalleştikçe, hoşgörüsüzleştikçe dinini daha iyi yaşadığını zannetmeye başlar ve bu noktada kısır döngüye girer.
yahudilikteki cumartesi yasağının esasen günümüzdeki yaygın uygulama olan pazar günü tatilinden hiçbir farkı yoktur. mesaj çok basittir: cumartesi günü geçimlik işini bırak, bir gün tatil yap, dünya telaşına bir gün ara ver, hem dinlen hem de hakka teveccüh et.
diğer yandan “ay takvimi” örnek gösterilerek islamın da yahudilikteki gibi ağır taassuplara sahip olduğu iddia edilmiş. işin aslı ay takvimi tahmin edilenin de ötesinde büyük sırlara sahiptir. ona maneviyatın takvimi desek yeridir. güneş, ay ve dünyanın birbirlerine göre hareketleriyle yeryüzünde hakim olan elektromanyetik alanın şiddeti ve türü sürekli değişime uğrar.
insan dahi maddi bedeninin etrafında ve paralelinde enerji veya elektromanyetik bir bedene sahiptir. dolayısıyla yeryüzünde hakim olan elektromanyetik alanın daimi olarak güdümü altındadır. küresel alan, insandaki cüzi alanı adeta bir çobanın koyunu güttüğü gibi güder. pek çok insan kendinin mutlak özgür olduğunu zanneder; ama aslında değildir; her an manyetik bir etki ile düpedüz yönlendirilmektedir. ancak bu güdülme çoğu zaman eğilimlerin güdülmesi şeklinde olup, insanı iradesiz bir robot seviyesine kadar düşürmez.
evet dünyaya ana elektromanyetik etki güneşten gelir. bu nedenle güneşin hareketleri maneviyatta çok önemlidir. ancak başta ay olmak üzere diğer gezegenlerin hareketleri dahi yeryüzündeki baskın elektromanyetik gücü değişik kombinasyonlara sokar.
örnek: güneş kendi etrafındaki bir turunu kutuplarında kabaca 40 günde tamamlar. dünyayı da içine almış olan güneşin manyetik alanı tıpkı dönen bir balerinin veya mevlevi’nin eteği gibi dalgalanır. işte bu yüzden bir kimse 40 gün boyunca aksatmadan bir çalışma yaparsa, ancak o zaman çalışması tam olarak enerji bedenine işlenir. “40 gün birine deli desen, deli olur” demiş atalar. boşuna dememişler…
ay takvimi bize, ayrıntılara girmeden ve ayrıntılarda boğulmadan, manevi alemle uyumlu olma imkanı sağlar. bu nedenle ekonomi veya idari işlerde pratikliğinin olmaması, onun bambaşka bir alanda üstünlüğe sahip olmadığı anlamına gelmez.



