Esma-ül Hüsna ve Tecellileriİlim-İrfanKainat ve İnsanŞuur-Yüksek Şuur-Düşük Şuur

İnsandan Çok Hayvana Değer Verilmesi

İnsana niçin değer vereyim ki?

sırf prensip icabı, insana değer vermek veya vermeye çabalamak anlamlı mıdır?

mesela bu gün çin ile hindistan savaşı çıksa ve iki milyar insan ölse ve dolaylı yoldan da olsa bu savaşın etkisi bana dokunmasa, niçin umrumda olsun ki 2 milyar çinli ve hindlinin ölmesi?

hatta yeryüzü kaynaklarını zorlayan belirli bir nüfusun tasfiye olmasını olumlu bile buluyor olabilirim.

son tahlilde insan nedir ki?

tabiatın en vahşi, en cani, en kanlı katili değil midir? görünüş itibariyle kesinlikle öyledir. kedi köpek vs. hayvanlardan ise korkmak için pek fazla nedenim yok. en kötü ihtimalde bir pompalı tüfek edinsem, tehdit teşkil edebilecek olan mahluku anında elimine edebilirim; ama insanın şerrinden kolayca kurtulmam mümkün değil. bana denk bir zekası var çünkü.

evet, materyalist bakış açısından ve tabiat seviyesinde meselemiz böyle görünmektedir. ancak başka şuur seviyelerinden bakınca hüküm değişmektedir. paris manzarası, eyfel kulesinin birinci katından başka, üçüncü katından başka görünür.

allah, hay’dır yani canlı ve diridir. bu sıfatının açığa çıkması ve anlaşılması için hayatı ve ölümü yaratmıştır. ölüm olmasaydı hayatı yine anlayamazdık. hay olan yani canlı olan mahluklar allah’ın diğer isim ve sıfatlarını zaten yansıtırlar. canlı bir varlıkta az çok bilgi, kudret, irade, güzellik, veya az güzellik, yavrusuna şefkat vs. hep vardır. canlı varlıklar ilahi isimlerin odak noktası olurlar adeta.

işte bu nedenledir ki, evrenin hiçbir yanı boş bırakılmamış, her yer o ortama uygun canlılarla iskan edilmiştir. mesela güneşte bile plazma bedenli ve belli zekaya sahip canlılar yaşamaktadır.

hayat ve şuur at başı gider. bir canlıdaki şuur arttıkça hayatiyet derecesi de artar. bitki ile hayvanın hayatiyet ve şuur derecesi aynı değildir.

canlı ve şuurlu bir varlığı ortadan kaldırmak veya ona zulmetmek, kainattaki yaygın bir hikmeti zedelemeye dönük bir davranış olduğu için suçtur. ortada bir suç varsa, mutlaka ceza da vardır. evet hayata karşı işlenen suçlar kesinlikle cezalandırılır. öldürülen veya zulmedilen hayvanın şuur seviyesi ne kadar yüksek ise ceza o kadar ağır olur. bir kuşu öldürüp yemek ile memeliyi öldürmenin cezası aynı değildir. memeli etine fazla düşkün olanların kalp ve damar hastalıklarına eğilimlerinin artması hayata karşı işlenen suçun bedelidir.

en şuurlu varlık olan insana zulmetmek veya öldürmek(haksız yere) ise tüyler ürpertici bir suçtur. zira insan küçük bir alemdir, mikro bir evrendir. hele de ölen irfan seviyesine çıkmış bir zat ise o zulümden arş titrer. yine bu nedenle “âlimin ölümü, alemin ölümüdür” denmiştir.

işte bu nedenle kesinlikle ve kesinlikle insana zulmetmekten kaçınmamız gerekiyor. kim olursa olsun…eğer bugün almanlar veya japonlar değil de amerikalılar dünya hakimi ise, onların diğerlerine göre nispeten insancıl olmasının bunda büyük payı vardır. allah zalimleri iflah etmez. alman veya japon katillerine dünyayı vermez; vermemiştir.

sonuç: biz insana değer veririz çünkü o ilahi isimlerin en güzel aynasıdır. o aynayı kırmak çok ağır bir suçtur. materyalistlerin değer vermesine gerek yok. onlara göre darwinist kanunlar geçerlidir. güçlü olan hayatta kalsın zayıf olan insanlar veya milletler elensinler. zaten kalpleri öyle inanıyor, dilleri merhamet edebiyatı yapsa da…

isnetus 10.01.2020 19:44

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu