Evrenin Büyüklüğü
Son zamanlarda bir akım türedi:
“milyarlarca galaksinin olduğu bir evrende yaşıyoruz. her bir galakside yüz milyarlarca yıldız var. güneş adlı bir yıldızın (evrensel ölçeğe göre) minicik bir gezegeninde yaşayan miniminnacık canlılarız. filin üzerindeki bir bakteriden farkımız yok.
bu devasa evrende neredeyse hiç hükmündeyiz. kendimizi çok fazla önemsiyoruz. tanrı varsa bile bizi umursayacağını, ilgileneceğini, dönüp bakacağını dahi sanmıyorum. rahat olun, keyfinize bakın. bir bakterinin hayatı kimin umrunda olsun?” minvalinde görüşler beyan ediliyor…
şu insanoğlu ne garip bir varlık. kimi koskoca evrene bakıp hayrete düşer ve Allah’ın kudretini hisseder. kimi de tam ters yöne girip inkâr yoluna sapar.
sözü edilen yargı aklın bir hilesidir. zira gerçekte bu alemde belirleyici olan nicelik değil, niteliktir. niteliğin niceliğe kıyas dahi edilemez üstünlüğü konusunda her sahadan sayısız misaller verilebilir…
evet, insanı nicelik ve büyüklük yönünden evrenle karşılaştırabilmemiz asla söz konusu olamaz. ancak nitelik yönünden mevzuya baktığımızda ise tam tersi bir tablo ile karşılaşırız. evren insanın farkında değildir; ama insan evrenin farkındadır. işte bu farkında olmak, insanın fark yaratan niteliğidir.
tasavvufi açıdan baktığımızda ise olayın rengi tamamen değişir.
daire ne kadar geniş olursa olsun, neticede daire merkezdeki noktanın bir açılımıdır, onun bir tafsilidir. daire, öz olarak merkezindeki noktada topludur.
siz de şu kainatı devasa bir daire ve merkezindeki insan adlı noktanın bir açılımı ve tafsile dökülmüş hali olarak görebilirsiniz.
nokta insanın bilincidir.
nokta “an”dır.
daire ise zamandır.
nokta kendini tekrarlayıp, tesbih taneleri gibi ardarda dizilip kainatı matematik bir model olarak örgüler. bu nedenle insan Allah’ın gölgesi, kainat da insanın gölgesidir. şu an bakmakta olduğunuz ekrandaki görüntü dahi 010101’lerin daimi tekrarıdır. sıfırlar bir varlık olmayıp 1’in olmaması halidir. dolayısıyla ekranımızdaki görüntü dahi 1’in kesikli olarak tekrarlanmasından ibarettir.
demem o ki, yok öyle kendini küçük bir böcek farz edip kainat samanlığında kaybolmak. böylece tüm sorumluluktan yırtmak…



