
Fecr suresinin 15. ve 16. ayetleri hepimizin halini ne güzel anlatıyor; nokta atışı…
15- ama insan, her ne zaman rabbi onu sınayıp da ikramda bulunur, nimet verirse, “rabbim bana ikram etti.” der.
16- ama her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa, o vakit de, “rabbim beni zillete düşürdü.” der.
17- hayır! yetime ikram etmiyorsunuz.
18- yoksulları doyurmaya teşvik etmiyorsunuz.
19- mirası tümden yiyorsunuz.
20- malı da çok seviyorsunuz.
“insan var ya, rabbi kendisini imtihan ettiğinde…” yani, insanın, imanın gereği olarak şükür veya sabır makamında olması gerekir. çünkü “ iman iki kısımdır: yarısı sabır, yarısı da şükürdür.” buyrulmuştur.
allah, insanı mutlaka imtihan eder. ya nimet ve bollukla imtihan eder ki, bu durumda şükretmesi, yani, nimeti olması gereken yerlerde kullanması, örneğin yetimlere ikramda bulunması, miskinlere yedirmesi ve allah rızasına yönelik başka alanlarda kullanması, ayrıca allah’ın nimetine karşı nankörlük etmemesi, söz gelimi şımarmaması, övünerek “hak ettiğim ve allah katında saygın bir yere sahip olduğum için bana ikramda bulundu” dememesi, yemede aşırıya, şımarıklığa kaçmaması, mal sevgisiyle perdelenip hak sahiplerine vermezlik etmemesi gerekir.
ya da fakirlikle ve rızkı daraltmakla imtihan eder. bu durumda insanın sabretmesi, sızlanmaması, “allah beni önemsemedi” dememesi gerekir. çünkü bu, nimetin onu nimetleri verenden alıkoyması tehlikesinden beri olması şeklinde ona yönelik bir ikram olabilir. fakirlik, dolayısıyla nimetlerle meşguliyet riskinin olmaması hali, onun için hakk’a yönelmenin, nimete bağlanma ihtimali kalmadığı için hakk’ın yolunda süluk etmenin vesilesi olabilir. nitekim, bol nimete kavuşmuşluk da tedricen helake sürüklenmenin yolunu yapabilir.
not: imtihan kavramı günümüz insanı tarafından çoğunlukla yanlış anlaşılmaktadır. insan dünyaya allah’ı bilsin ve bulsun diye gönderilmiştir. o yüzden dünyada gerçekleşen olayların tamamı bu hedefe yönelik olarak fiiliyata çıkarılmaktadır(gerek kişisel ölçekte başımıza gelenler, gerekse de savaşlar ekonomik krizler ve her türden küresel çapta olaylar da buna dahildir).
her insanın yaratılışı değişiktir. bir kimse vardır ki, onun hakkı bulması için fakirliğe sabretmesi gerekir. bir diğeri vardır ki, onun hakkı bulması ancak zengin olup cömertlik göstermesi ile mümkündür. bir diğeri vardır ki, savaşlarda çile çekmesi gerekir vs…daha bunun gibi farklı fıtratlar için sayısız farklı yollar vardır.
işte imtihan denen olgu, kişinin kendi açılımını sağlayacak o yollara sevk edilmesidir. böylece o kimse nihai hedef olan allah’ı bilmek ve bulmak gayesine doğru ilerleyebilecektir.
belki de imtihanın en kısa ve özlü tanımı olarak “diyalektiğin işletilmesidir” diyebiliriz. yani kişinin bulunduğu bilinç mertebesinde antitezi ile yüzleşerek bir üst mertebeye çıkabilmesidir. antitez ile yüzleşme imkanı olmasaydı, bilincin yükselişi de mümkün olamayacaktı. dolayısıyla dünyanın da anlamı kalmayacaktı. kötülük, şer ve şeytan işte bu yüzden lazımdır. bunlar diyalektiğin olumsuz ayağıdır.



