Ey İman Edenler İman Ediniz
Birinci kademede “müslim-islam olan” ve “mümin-iman eden” ayrımı vardır. müslim olanlar zahiren ve şeklen islam dairesine girenlerdir. eğer kalben ve ruhen de o daireye girerlerse o zaman “mümin” mertebesine yükselirler.
peki bizler müslim miyiz, yoksa mümin mi?
elbetteki bizler “müslim”iz ve henüz “mümin” olmak mertebesine eremedik. iman kalplerimize işlemedi. insanların %99,9 da böyledir. mümin olmayı başaranlar binde birdir; belki de daha azdır.
islamcı(!) camia hayaller içinde yaşamaktadır. egolarının şişkinliğinden kendilerini olmadıkları mertebelerde görmektedirler. halbuki sıhhat bulmanın birinci şartı hastalığının farkında olmaktır. hasta olduğunu dahi bilmeyen elbette derdine çare aramayacaktır.
müslim olmaktan mümin olmaya terakki etmek, çok büyük bir nitelik sıçramasıdır. peki ondan sonra iş bitiyor mu?
hayır.
o noktada da ” ey iman edenler, iman ediniz” denmiş. yani iman mertebeleri sonsuzdur; o mertebelerde hiç durmadan ilerleyiniz ve yükseliniz emri verilmiştir. misal: zenginliğin sonu yoktur. milyon dolarları olan da zengindir, milyar dolarları olan da; ancak ilk bir milyon doları kazanmak en zor aşamadır. ondan sonrası çorap söküğü…



