AteizmAkıl- ÜstbeyinDin, Evrensel Düzen ve SünetullahHakikatİman ve İnkarKalp - AltbeyinTitreşim FrekansıZikir (Titreşim Frekansı)

Nasıl Ateist Oldum

Nasıl ateist oldular ben size anlatayım.

üstbeyin yani korteks sadece kişinin içinde bulunduğu durumu rasyonalize eder. onun kendi başına bir karar alma yetisi yoktur.

kararları altbeyin veya eskilerin deyimiyle kalp alır. bir başka deyimle “kalp padişah”, “üstbeyin/korteks” ise onun veziri gibidir. vezir yalnızca padişahın emrini yerine getirir. zaten bunu herkes az çok bilir. mesela geçmişte kendimizi çok haklı gördüğümüz bir durum, bugün bize çok ters ve yanlış gelebilir; ama dikkat ederseniz bir sürü makul gerekçeler öne sürerek o zaman da kendimizi meşru görüyorduk, şimdi de başka gerekçeler ile meşru görüyoruz.

kısacası insan hemen hemen her halini rasyonalize edebilir ve ona bir meşruiyet kılıfı geçirebilir. bu konuda hiçbir had, limit tanımaz. en azılı katile bile sorsanız, size kendince bir sürü makul gerekçe sunacaktır. hatta bu konuda bir atasözümüz bile vardır: “minareyi çalan, kılıfını uydurur”.

din çoğunluğa zaten sırf şekil ve suret olarak ulaşmış ve onların dinin hakikatinden zerre kadar haberi olmamıştır.

peki dinin hakikati nedir, sureti nedir?

dinin üstbeyne hitap eden bilgi yönü, dinin sureti ve kabuğudur. altbeyne hitap eden ve bir tür enerji ve enerji ötesi frekans hali olan kısmı ise dinin aslı ve hakikatidir.

dikkat ediniz, dinin hakikat olan kısmında artık zihinsel mülahazalar yoktur. orada saf bir hissediş, duyumsayış, algılayış ve yaşantı vardır.

altbeynin enerjisi veya frekans basamağındaki değeri ne kadar düşükse, algısı o kadar daralır. nihayet maddenin ötesini algılayamaz olur. altbeynin veya eskilerin deyimiyle kalbin frekans değeri yükseldikçe, algı skalası genişlemeye başlar. çoğu şeyi içten içe hissedebilir ve algılayabilir hale gelir. hatta kişi tıpkı bir dağcı gibi frekans değerinin zirve noktasına(kaf dağlarının zirvesine) tırmandığında, neredeyse evrenin tamamını algılayabilir hale gelir. zirveye çıkanın görüşü elbette çok geniş ve keskin olacaktır. insanoğlunun dağcılık sporuna olan merakının bilinçaltı sebebi budur.

elbette bunun ötesi dahi vardır. altbeyin öyle frekans değerlerine veya mertebelere çıkar ki, adeta tanrı ile karşılaşır. tanrının varlığını his ve yaşantı olarak kesinkes hisseder ve evrende işleyen ilahi nizamı fark eder(o meşhur “oku” emri işte budur. yani “evrende işleyen düzeni oku, fark et, çöz”).

psikolojinin kurucu babalarından jung’a “tanrıya inanıyor musunuz?” diye soruyorlar. jung “inanmıyorum, tanrının varlığını biliyorum” diye cevap veriyor. tüm ömrünü bu işlere adamış ve bu alanda uzmanlaşmış biri tanrının varlığını net olarak bilir hale gelirken(sırf enerji boyutu itibariyle olsa bile), bizim bir kısım aklıevvellerimiz kuran meali okumuş da, hemencecik “tanrı yok, olsaydı şöyle olurdu böyle olurdu” diye atıp tutmaya başlamış.

bunlar bir takım akıl oyunlarına girmek yerine, zikirle kalplerini ihya etselerdi, yani altbeynin titreşimini ve frekans değerini yükseltme yolunu tutsalardı, algıları daralmayacak ve madde seviyesine düşmeyecekti. ötesine kör ve sağır kesilmeyeceklerdi.

sonuç: bu aklıevvellerin tanrıyı inkar babında söylediklerinin hiçbir değeri yoktur. hepsi hallerine kılıf giydirme ve laf kalabalığından ibarettir. işin gerçeği ise onlar tanrıyı çokça anmadılar ve unuttular. tanrı da onları unuttu.

isnetus 04.10.2026 12:47 ~ 13:00

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu