
Ateizm De Bir İnançtır
Yanlış olmasa da tam doğru değildir.
günümüz dünyasında “bilimsel pozitivist paradigma” kayıtsız şartsız hakimiyetini ilan etmiş durumdadır. ateizm de bu paradigmanın alt kümelerinden biridir.
“bilimsel pozitivist paradigma” modern çağın dinidir. bildiğimiz dinler ise orta çağda üretilmiş paradigmalardır.
son tahlilde hepsi inançtır veya kainatı algılamak için geliştirilmiş modellemelerdir. dikkat ederseniz “bilimsel pozitivist paradigma” da dahil olmak üzere tüm paradigmalar/dinler kendilerinin mutlak olduğu iddiasındadır.
ne demek mutlaklık iddiası?
mesela bir orta çağ paradigma bağlısı, “ben söylemiyorum tanrı söylüyor” diyerek genel geçerlik, kesin doğruluk ve evrensellik iddiasında bulunur. karşılığında ise mutlak boyun eğme ve itaat ister.
“bilimsel pozitivist paradigma” bağlısı da aynı iddiayı başka türlü yapar. “bilim” her şeyin çözümüdür. bugün olmasa da yarın çözecektir. ölümün çaresi bile bir gün bulunacaktır vs. iddiaları ile aynen orta çağ paradigmaları gibi mutlak bağlılık ve itaat ister.
bilimperestlerin bir diğer iddiası olan objektiflik de koftur. deneyle objektif gerçekliğe ulaştığını iddia ederler ya bunlar…belli bir sonucu üretmek için kurdukları bir düzenek, o sonucu verdiğinde ispat edilmiş oluyor güya…adamların kerameti kendinden menkul…
bir örümcek ağı düşünün…ağ ilmek ilmek örülüdür ve kendi içinde düzenlidir. ancak uç noktalarında o düzen son bulur ve ağaç, dal parçalarına ilintilenir. işte tıpkı örümcek ağı gibi tüm paradigmalar kendi içinde mantıklı, düzenli, tutarlı olsa da uç noktalarında yalnızca kabullenimlerden ibarettirler. son tahlilde tüm paradigmalar kabullenimler üzerine inşa edilmişlerdir ve bu kabullenimlerin asla ispatı söz konusu olamaz.
dolayısıyla bir orta çağ paradigma bağlısı(dindarlar), tanrıya dayandırdığı mutlaklık iddiasında ne kadar yanılıyorsa, “bilimsel pozitivist paradigma” bağlısı da o derece yanılmaktadır. tüm paradigmalarda belli bir hakikat içeriği vardır. hangisinde hakikat içeriği yüksekse o diğerlerine galebe çalar.
size garip gelebilir belki ama “bilimsel pozitivist paradigma”, din adı verilen orta çağ paradigmalarından daha çok hakikat içeriğine sahiptir. zaten dünya hakimiyetini de buna borçludur. (mesela biri %3 hakikat içeriğine sahipse, diğeri %5′ içeriğe sahiptir…geri kalan %95 ise kapkara cehaletimizdir. mutlaklık iddiası, ben %100 hakikati buldum demektir ki, külliyen yalandır. mutlak hakikat insan için imkansızdır)
evrensel düzenin bir kuralıdır: hak olan bâtıl olana daima üstün gelir. hakikat içeriği düşük olan, hakikat içeriği yüksek olana göre bâtıl sayılır.
not: insan zihni donanım, o zihne yüklenen paradigma/dünya görüşü ise yazılım ve işletim sistemi gibidir. işletim sistemi olmayan bir bilgisayar nasıl ki işlev dışı kalıyorsa, belli bir paradigma/dünya görüşü ile yüklenmemiş zihin de aynı şekilde işlev dışı kalır; sahibi bitkisel hayata mahkum olur. bu nedenle her insan zihninde kesinlikle öyle veya böyle bir paradigma vardır. bu paradigma içeriğinden bağımsız olarak son tahlilde bir kabullenimler manzumesidir; yani deney üstü saf inançtır. paradigmanın içeriği saded dışıdır.


