Sure, Kıssa ve Mitoloji Çözümlemeleriİman ve İnkarPeygamberlerYakin

Beled

1- Yemin ederim şu belde’ye. 
2- ki sen bu beldedesin 
3- babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim.

surenin başında belde-i haram’a yemin ediliyor. burası, 
Resulullah’ın (s.a.v) konuk olduğu en yüce ufuk olan kutsi belde ve 
mukaddes vadidir.

“ki sen bu beldedesin.” bu beldede serbestsin, dilediğini yaparsın. 
nefsin sıfatlarından ve adetlerden oluşan bağlarla kayıtlı değilsin. 

“babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim…” yani, insani 
nefislerin hakiki babası olan kutsi ruha. İsa’nın (a.s) dediği gibi: “ben, 
benim ve sizin semavi babamıza gidiyorum.” “ semavi babanıza 
benzeyiniz.” ve kutsi ruhun çocuğu olan senin “nefsine”. diğer bir 
ifadeyle: kutsi ruha ve senin nefs-i natıkana yemin ederim. 

4- andolsun ki biz insanı meşakkâtler içinde yarattık. 
“biz insanı…içinde yarattık.” zorluklar, nefsinden ve hevasından 
kaynaklanan “meşakkâtler” içinde yarattık. veya iç hastalıklar, kalp 
fesadı ve perdenin kabalığı içinde yarattık. çünkü “kebed” kelimesi, 
sözlükte ciğerin kabalığı anlamına gelir. ciğer ise, tabii kuvvetin 
kaynağıdır. ciğerin fesadı, kalbin perdesi ve fesadı bu kuvvetten ileri 
gelir. böylece ciğerin kabalığı ifadesi, kalbin perdesinin kalınlığından ve 
cehalet hastalığından istiare olarak kullanılmıştır. 

5- insan hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor? 
6- pek çok mal harcadım, diyor. 
7- kimse onu görmedi mi sanıyor? 

“insan…” perdesi alabildiğine kalın ve kalbi de tabiatla perdelendiği 
için hasta olan insan “hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi 
sanıyor? pek çok mal harcadım, diyor.” övünmek, gösteriş yapmak için 
iyi yönlerde çok mal harcadığından söz ediyor. nitekim araplar, birine 
infakta bulundukları zaman “hasirtu aleyhi keza = ona şu kadar mal 
verdim (onun için şu kadar zarara uğradım.)” derler. o da saçıp 
savurmakla, israf etmekle insanlar arasında üstünlük taslar ve bunun bir 
fazilet olduğu sanır. çünkü gerçek faziletten perdelenmiş bir cahildir. bu 
yüzden “kimse onu görmedi mi sanıyor?” o, malını, Allah’ın rızasını 
gerektiren yerlerde değil, nam için, gösteriş için, böbürlenme için 
harcarken, Allah’ın kendisini görmediğini mi sanıyor? bu, rezillik üstüne 
rezilliktir. hiç fazilet olur mu? 

8- biz ona iki göz vermedik mi? 
9- bir dil ve iki dudak, 
10- ona iki yolu göstermedik mi? 
“biz ona iki göz vermedik mi?” biz ona bedenin aletlerini nimet 
olarak bahşetmedik mi? ki onlarla kemalini elde etmesi, önem verdiği 
şeyleri görmesi, bilmediği şeyleri sorması ve konuşması mümkün 
oluyor. “ona iki yolu göstermedik mi?” hayır ve şer yollarını ona 
göstermedik mi? 

11- fakat o, sarp yokuşu (akabe’yi) aşamadı 
12- bilir misin o sarp yokuşu (akabe’yi)? 
13- köle azat etmektir. 
14- veya açlık gününde doyurmaktır. 
15- yetimi doyurmaktır. 
16- yahut hiçbir şeyi olmayan bir yoksulu doyurmaktır. 
17- sonra iman eden, birbirlerine sabrı tavsiye eden ve birbirlerine 
merhameti tavsiye edenler, 
18- işte bunlar sağdakiler (ashab-ı meymene)dir. 

“fakat o, sarp yokuşu (akabe’yi) aşamadı.” nefis ve kalbi 
perdeleyen “hevasından” oluşan sarp yokuşu, riyazetle, mücahede ile 
aşamadı. bu hangi zorlu yokuştur ki, meşakkâtinin künhü bilinmez? 

“köle azat etmektir…” yani, aşılması gereken “akabe” yokuş, nefsin 
hevasının kaydına tutulmuş, esir alınmış kalp kölesinin, tabii meyillerden 
bütünüyle soyutlamak suretiyle kurtarılmasıdır, bağının çözülüp 
esirlikten azat edilmesidir. 

eğer riyazetle, kuvvetleri öldürmekle ve nefsi ezmekle yokuş 
bütünüyle aşılamıyorsa, bu takdirde faziletler, faziletlerin yolundan 
ayrılmama ve faziletleri kazanma yükümlülüğü getiriliyor. ta ki bir tabiat/huy 
olarak özüne işlesin. 

“veya açlık gününde…doyurmaktır.” ifadesiyle 
başlayan ve “birbirlerine merhameti tavsiye edenler…” ifadesine kadar 
ki bölümde anlatılmak istenen anlam budur. çünkü şiddetli bir ihtiyacın 
hasıl olduğu bir vakitte hakedenlere yemek yedirmek, bir şeyi ait 
olduğu yere koymak anlamına gelmesi hasebiyle iffet fazileti kapsamına 
girer. daha doğrusu iffetin en üstün türüdür. 

“sonra iman eden…” iman ise, hikmetin gerektirdiği en şerefli, en 
parlak türüdür. bundan maksat da ilmi ve yakini imandır. sabır ise, 
cesaretin en büyük türüdür. imandan sonra bundan söz edilmiş 
olmasının nedeni, yakin olmadan cesaret faziletinin gerçekleşmesinin 
imkânsız olmasıdır. 

ve merhamet… yani, acıma ve şefkât gösterme, 
adaletin en üstün türüdür. nefsin kemali için gerekli olan dört fazilet 
türünün nasıl sıralandığını görüyor musunuz? önce faziletlerin ilki olan 
iffetten başlanıyor. bunun da en büyük örneği, en özel hasleti olan 
cömertlik dile getiriliyor. sonra asıl ve temel konumunda olan imandan 
söz ediliyor. bu arada önceki fazilete göre mertebesi yükseklik ve ululuk 
bakımından alabildiğine uzak olduğundan “sümme=sonra” edatı 
kullanılıyor. 

iman burada hikmet anlamındadır. çünkü hikmet, imanın 
sair mertebelerinin ve türlerinin anası hükmündedir. bunun üzerine de 
sabır hasleti tertip ediliyor. çünkü yakin olmadan sabır olamaz. bu 
erdemlerin sonu olan adalet de en sonda zikrediliyor. rahman’ın sıfatı 
olan merhamet hasletiyle de yetiniliyor, bu sıfatın diğer türlerinin 
zikredilmesine gerek duyulmuyor. nitekim, cesaretin türleri arasında da 
sadece sabır hasletinin zikredilmesiyle yetiniliyor. 

“işte bunlar sağdakilerdir…” yani bu sıfatlara sahip olan kimseler, 
sağ ehli ve kutsi âlemin sakini olan mutlulardır. 

19- ayetlerimizi inkâr edenler ki, onlar soldakiler(ashab-ı 
meşheme)dir, 
20- üzerlerinde bir nar (ateş) vardır. 

“ayetlerimizi inkâr edenler…” allah’ın zatının bilinmesinin aracı olan 
hakiki ayetleri konumundaki bu sıfatlardan perdelenenler, “onlar 
soldakilerdir…” uğursuzluk ehlidirler ve pislik âleminin sakinleridirler. 
“üzerlerine…” eser tabiatının ateşi onları kaplar, kapıları da üzerlerine 
kapatılır. oraya hapsedilirler, ruhtan ve ruhun mertebelerinden ebediyen 
engellenirler. allah doğrusunu herkesten daha iyi bilir. 

(muhyiddin-i arabi-tefsir-i kebir / te’vilât)

isnetus 29.08.2014 10:20

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram, twitter ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu