
“Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. kim allah’a güvenirse o, ona yeter. allah, emrini yerine getirendir. allah her şey için bir ölçü koymuştur”(talak 3)
şimdi tevilat-ı kuran’dan bu ayetin yorumuna bakalım. parantez içindeki kısımlar bana aittir:
“kim allah’a güvenirse…” yani nazarını aracılardan çevirirse, aracılardan kopup kendini allah’a verirse, “o ona yeter…”(diğer tüm insanlar ve olaylar-bizim vechemizden- ipleri allah’ın elinde olan kuklalar hükmündedir. sahibi onları oynatmadan ne yarar ne de zarar verebilirler. bu nedenle zarar veren de fayda veren de allah’tır. bunu sonsuz hikmeti çerçevesinde yapar).
allah, ona kafidir. onu, takdir ettiği şeye ulaştırır, dünya ve ahirette ona ayırdığı rızkına doğru sevk eder(allah, zaman kaydında değildir. kullarının tercihlerini de dikkate alarak taksimatı ezelde yapmıştır. maddi manevi kimin eline ne zaman ne geçeceği bellidir. tevekkül eden nasibine zahmetsizce ulaşır. tevekkül etmeyen ise sürekli acı çeker, yanar, her yeri yara bere içinde kalır. zira kader kendisine teslim olanı nasibine taşırken, teslim olmayanı yaka paça sürükler).
“şüphesiz allah, emrini yerine getirendir…” yani yazgı her neyse onları gerçekleştirir ve hiç kimse o’na engel olamaz, yolunu kesemez.
buna kesin olarak iman eden kimse, artık hiç kimseden korkmaz ve hiç kimseden de bir şey ummaz olur. bütün işini allah’a bırakır ve kurtulur.
“allah her şey için bir ölçü koymuştur.” her şey için, ezelden itibaren, belli bir sınır ve belli bir vakit koymuştur. bu sınır ve vakit çalışan birinin çabasıyla artmadığı gibi, engelleyen birinin engellemesiyle veya kusurlu davranan birinin kusuruyla da eksilmez. vaktinden geri kalmadığı gibi, belirlenmiş vaktinden önce de gerçekleşmez. buna kesin olarak iman eden ve bunu bizzat gözlemleyen kimse gerçek mütevekkildir.



