Bir arkadaş mesaj atmış. iki gündür deprem rüyaları görüyormuş. ona verdiğim cevabı biraz daha zenginleştirerek buraya da yazayım:
genelde deprem rüyaları kişinin zihinsel dünyasının altüst olmasına ve kişisel yıkımına işaret eder. eğer yeniden yapılanmaya gidebilirse, daha üst bir zihin ve algı seviyesine çıkar. bu açıdan yıkılış aynı zamanda bir ilerleme fırsatıdır. her kriz aynı zamanda bir fırsattır.
bu tür rüyaların dış aleme yansıması nadirattandır. eğer bu kişisel yıkım, toplumsal bilinçteki bir yıkıma paralel cereyan ediyorsa ve onun kişideki yansıması ise, ancak o zaman dış dünyada da depremler vuku bulur. zira zahirdeki depremler esasen toplumsal bilinçteki yıkıma ve kırılmaya karşılık gelirler.
şimdi pozitivist kafalar hemen diyecektir, “fay hatlarının bizim zihinlerimizle ne alakası var? bunlar yüz binlerce yıl önce başlamış bir takım karasal plakaların itişmesinden ibarettir”
elbette öyle olmuyor bu işler. kainatta geçekleşen her hadisenin bir bilinç karşılığı vardır ve insanın veya toplumun bilinci(kolektif bilinç) de evrene, doğaya sıkı sıkıya bağlıdır. bunlar tek bir mekanizmanın dişlileri gibidir. her bir parça karşılıklı etkileşim içindedir. insan bilinci plaka hareketlerini etkileyebilir, daha doğrusu bunlar tek bir etkinin ve mekanizmanın iki ayrı görünümüdür.
sistemin tüm parçalarının birbiri ile etkileşimi, elektromanyetik alanlar ile gerçekleşmektedir. insan bilinci yükseldikçe, üretebildiği elektromanyetik alanın gücü artmaktadır. öylesine büyük bilinç sahipleri vardır ki, rahatlıkla sağ elinin işaret parmağı ile cerrahın dokuyu kestiği gibi bir yıldızı iki parçaya ayırabilir.
diğer yandan kişilerin veya toplumların ürettiği negatif alanlar ise mekanizmanın işleyişini bozarak doğal felaketlere neden olabilir. bu konu uzun ve derindir. biraz bilim dilini ödünç alıp izah etmeye çalıştım kendimce. artık gerisi sizin tasavvur gücünüze kalmış…
(bkz: bakır/#109695073)



