Allah'ı Bilmek (Marifetullah)Ego TavrıEsma-ül Hüsna ve TecellileriEvliyalarNefs, Benlik-EgoPeygamberlerŞeytan

Hekim

Bu dünya bir marifet(marifet= hakkı bilmek ve tanımak)okuludur.

hastalık ve hastalıktan şifa bulmak halleri de dahil olmak üzere dünyada insanın başına gelen her şey, bu marifet okulunun birer dersidir.

hasta olan insan nasıl bir acizlik haline düşer bilirsiniz. sağlıklı iken gafil ve “küçük dağları ben yarattım” kibriyle dolaşan insanın, hasta olunca birden süngüsü düşer. kendinin ne kadar kırılgan ve zavallı bir mahluk olduğunun farkına varır. bedenen hastalanmış olsa da bilinç olarak şifa bulmaya başlar.

hastalığından kurtulursa, şükran hissiyle dolar, sağlıklı olmanın ne büyük nimet olduğunu anlar. bu da yine başka bir gelişimdir.

şifanın hastaya ulaşmasında araç olan hekimler, allah’ın şâfî(şâfî= şifa veren) esmasının mazharlarıdır; tıpkı şeytanın mudill(saptıran, yoldan çıkaran), peygamberlerin de hâdî(doğru yola eriştiren) isimlerinin mazharları, görevlileri, operatörleri, memurları olması gibi…

ancak emmare dediğimiz madde ve tabiat seviyesine inmiş olan bilinç, bu gerçeklerden habersizdir. dolayısıyla hekimler kendilerini şafi isminin memurları olarak görmezler. insanlara, kendilerine muhtaç oldukları için, âmirâne ve hâkimâne tavır takınırlar. yaptıkları her işi de kendilerine mâl ederler. lisan-ı halleriyle “şifa benim bilgime ve maharetime bağlıdır” derler. bu onların egosunu şişirdikçe şişirir. tanrılık taslamaktır bu esasen. halka da bu şekilde aksettirirler.

halbuki, bazen kaç tane hekime giderseniz gidin, şifa bulamazsınız. ancak vakti gelince o gizli el size yol verir ve şifaya araç olacak ilgili hekime ulaştırır. sizde dersiniz ki, “kaç doktora gittim iyileşemedim; ama falanca doktora gidince o en doğru teşhisi koydu ve tedavimi yaptı. helal olsun ona”. aslında bu sözlerle siz de aynı hatayı tekrar etmiş oldunuz ve şifayı hekime mâl ettiniz. oysa şifayı herhangi bir vesile ile veren de vermeyen de hep o gizli eldir. eğer “o” size şifa vermek istemezse, bin hekime de gitseniz eli boş dönersiniz.

batının şeytani ve deccali bir medeniyet olduğunu boşuna söylemiyoruz. görüyorsunuz işte, adamlar tüm becerisini şeytani bir bilinç üretmekte kullanıyor; irfan ve marifet üretmesi gerekirken…

geçmiş devirdeki evliyadan bir zat, tüm manevi kazancını hastalara hizmet ederek elde ettiğini söylemiştir. düşünün! o zat sırf hastalara gönüllü hizmet vererek veli olmayı başarmıştır. demek ki, hastalara hizmet etmekte büyük manevi kazançlar vardır.

gerçek hekimlik de budur işte. onlar “halka hizmet, hakka hizmettir” düsturuyla çalışırlar ve zâhirde insanları tedavi ederken, bâtında yani iç alemlerinde kendilerini tedavi ederler. bu bilinçte olan hekimler elbette hastalarını birer velinimet bilecek ve ona göre hoşgörülü ve özverili davranacak, hastalarının kusurlarını görmezden gelecektir.

iyiliğin karşılığı da ancak iyilik olur elbette. sen topluma insan gibi davranırsan, toplum da sana insan gibi davranacaktır.

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram, twitter ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu