Arkadaşımız güzel bir dua paylaşmış(bkz: #121920907). üstelik bu dua bir hadis-i şeriftir. orada bazı ibareler var ki, arka planını açmamız gerekmektedir. aksi takdirde yanlış programlanmaya uğramamız kaçınılmazdır. işte bu yüzden diyoruz hep: “ayetleri ve hadisleri yalnızca yüksek marifet ehlinden öğreniniz”. ben büyüklerden öğrendiğim kadarıyla açmaya çalışayım:
bize zulmedenlerden intikamımızı sen al ya rabbi: eğer sana zulmedenlerin Allah’ın izni ve emri haricinde sana azap ettiklerini düşünüyorsan çok yanılıyorsun. bu alemde bir fareyi bile izinsiz yiyemez kedi. eğer sana zulmedenlerin bunu kendi güçleri ve kararları ile yaptığını düşünürsen, onları Allah’ın mülkü dışında ayrıca ilahlar olarak görmüş olursun. halbuki güç kuvvet yalnızca o’nundur. o’nun izni ve emri olmadan yaprak kıpırdamaz.
diğer yandan bir de nedensellik boyutu vardır ki, o boyutun da hakkını vermemiz gerekmektedir. içinde yaşadığımız evren, tıpkı bir yazılım gibidir ve otomatik tepkiler verecek şekilde programlanmıştır. her şuurlu varlığın ürettiği bilinç içeriğini ona olaylar, hadiseler şeklinde geri döndürür ve iade eder. bu anlamda mevlana, “alem bir dağdır, sen nasıl seslenirsen öyle yankı yapar” demiştir. bu nedenle başımıza gelen her hadise kendi niyet, düşünce ve fiillerimizin yani dualarımızın bir sonucudur. kendimiz ettik kendimiz bulduk. şikayet edecek sızlanacak ve dışarda sorumlular arayacak bir durum kesinlikle söz konusu değildir. düşman dediğimiz kimseler dahi bizim iç alemimizdeki aykırı manaların dışarıya projekte olmasından ibarettir.
o halde sorumluları dışarda aramamız, bizim düşük bilinç sahibi olduğumuzun göstergesidir. olgun bir insan, kimseyi suçlamadan tüm sorumluluğu üzerine almayı bilir. bu sistemin kayyumu(ayakta tutanı, işleteni) ise hakîm olan Allah olduğu için son tahlilde her iş ona irca olur.
dışarda ayrıca güç sahipleri, düşmanlar vehmetmek; çatışmalar, kavgalar içine girmek egonun kemikleşmesine neden olur. unutmayalım ego, çatışma olmadan var olamaz; çünkü çatışma ve kavga için bir öteki lazımdır. ötekini kaldırırsak ve Allah’ın mahlukatı arasında ayrımcılık gözetmezsek, ego da eriyip gider. ego ki, tüm şerlerin anasıdır; Allah ile kul arasındaki perdedir.
o halde bu duayı yaparken aslında kendi iç alemimizdeki olumsuz manalardan Allah’a iltica ettiğimizin şuurunda olalım. yoksa bir peygamber hadisi şuurumuzu kitleyip bırakacaktır. çok yazık olur gerçekten.
ayet hadis diye diye, aslında kendi çürük anlayışları nedeniyle, koskoca toplumları kitleyip bırakanlara ithaf olunur…



