Hz. Ebu Bekir
“Ey Ebu Bekir, senin beni sevdiğini haber aldıklarından dolayı seni seven kimseleri sevmek istemez misin? sen de Allah’ın kendilerini sevdiği kimseleri sev.” (ibn-i asakir bera b. azib’den)
Hz. Ebubekir böyle biri…
ona ait ilginç bir kıssayı alalım ve günümüz insanının anlayışına göre açalım:
bir gün Peygamber efendimiz ashabının arasında otururken, bir kişi gelir ve hz. Ebu Bekir’e ileri geri sözler söyler. aralarında bir mesele vardır. hz. Ebu Bekir cevap vermeyip sükût eder.
o kimse ikinci defa aynı şekilde sözler söyler. hz. ebu bekir yine sükût eder. adam üçüncü defa incitici sözler söyleyince, hz. Ebû Bekir daha fazla dayanamayıp ona hak ettiği karşılığı verir. bunun üzerine peygamber efendimiz hemen kalkar ve çıkar gider. hz. Ebu Bekir onun peşinden koşar ve yetişir.
“yâ Rasûlâllah, yoksa bana gücendiniz mi?” diye sorunca, peygamber efendimiz:
“hayır, gücenmedim; ama sen o kişiye karşı sükut ederken, semâdan bir melek inmiş, o kimsenin sana söylediklerini yalanlıyor, senin adına ona cevap veriyordu. sen karşılık verip intikamını alınca melek gitti, onun yerine şeytan geldi. bir yere şeytan gelince ben orada durmam!” buyurdular. (ebû dâvûd)
buradaki sır şudur:
bir kimse kendi cüzi gücüne güvenirse, kendi gücü ile başbaşa bırakılır.
bir kimse, kendi egosuna itimat ederse, egosuyla yapayalnız kalır.
kendi gücünü öne sürmez, işini allah’a havale edip o’na tevekkül ederse, işte o zaman ilahi yardım gelir. ondaki meleki kuvvetler aktive olurlar. melekler teslim olmak, boyun eğmek, akışa bırakmak yoluyla elde edilir.
cinler ise teslim almak, galip gelmek, diz çöktürmek, cebr ile emre amade olurlar.
kısacası olay şudur: hakka teslimiyetle bizdeki meleki, yani nurani kuvvetler uyanırken; ego, mücadele ve yenme durumlarında nâri(enerjetik), yani cinni kuvvetler etkinleşirler. gerek cinni, gerekse meleki güçler insana ait potansiyel özelliklerdir.
sözü edilen nâri veya nurani güçler, evrende de makro ölçekte mevcutturlar. zira evren dahi büyük bir insandır; insan-ı kebir hükmündedir ve elbette ona ait nâri veya nurani kuvvetlerin bulunması söz konusudur.



