
Biz kitap’ta israiloğullarına, “yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz” diye hükmettik.(isra 4)
bu ayetin temel ve zahiri anlamı israiloğullarından bahsetmektedir. ancak elbette bu ayetin bir de iç alem manası vardır. insan dahi mikro ölçekte bir alem olduğu için, kuran’ın yalnızca zahirde değil insanın iç aleminde de bir karşılığı vardır.
mısır= biyolojik bedenimiz
filistin, vaad edilmiş topraklar= ruhlar alemi, melekût boyutu, nur boyutu, göklerin krallığı(hz. isa’nın tabiriyle)
firavun= nefs, ego
musa= kalp, ruh
israiloğulları= insandaki nurani güçler
firavunun askerleri= nefse ait karanlık güçler
israiloğullarının iki defa azması= israiloğulları hz. musa tarafından dönüştürülmeden ve nurlandırılmadan önce firavunun kölesi idiler. dolayısıyla firavuna hizmet eden karanlık güçler seviyesine düşmüşlerdi.
yeryüzünde ilk fesat ve bozgunculuk çıkarmaları, hz. musa’ya(kalbe) karşı direnç göstermeleri ve eski karanlık hallerinde ısrar etmeleri sebebiyle oldu. ancak hz. musa’nın kahredici meleki güçleri karşısında ister istemez dönüştürüldüler.
israiloğullarının ikinci defa azması da nurlanmaları sebebiyle oldu. nurlu ve dosdoğru olmak zaman içinde kişide kibre yol açabilir. bu türden bir sapma günaha düşme türünden sapmaya göre çok daha tehlikelidir.
şeytan soldan yaklaştığı ve insanı günaha davet ettiği zaman teşhis kolaydır. ya şeytan sağdan yaklaşır ve insanı iyiliğe, ibadete, hayra teşvik ederse? işte bu çok tehlikeli ve kurtuluşu zor bir durumdur. popüler bir örnek: sokaktaki kedi veya köpekleri besleyip kendilerini kutsanmış ve merhamet abidesi gibi hissedenler, gerçekte şeytanın sağdan yaklaşıp azdırdığı kimselerdir. (bkz: doğanın dengesi ve kedi beslemek/#125387270)



