
Allah dostunu gördüm, bundan altı yıl evvel;
Bir akşamdı ki, zaman, donacak kadar güzel.
NFK
genelde insanoğlu tarafından kadri kıymeti bilinmeyen bir zaman aralığıdır “an-şimdi”... nefs/ego adlı canavar, “şimdi” yi, “gelecek” veya “geçmiş” adlı kiralık katillerine öldürtür. nostalji denilen o mâlihülya, ütopya denilen o mevhum cennet, hep “nefs”in hile ve hurdalarındandır.
çünkü kişi “an”a odaklanmayı başardığı demde, nefs/ego yokluğa karışır. bu sebeple nefs, nefs-i müdafaa halinde bizleri hep uzak bir geleceğe veya geçmişe salıp oyalamaya bakar.
nefsin muamelesi adamına ve adamın çapına göre değişir. ortalama bir insan:
önce okulunu bitirmeyi hayal eder, ondan sonra herşey güzel olacaktır.
sonra “bir iş bulayım, herşey güzel olacak” der.
sonra hayatın gailesinden sıkılınca, evlenince işlerin rayına gireceğini,
sonra çocuğu olunca,
sonra çocuğu büyütünce,
sonra çocuğu okutup adam edince,
sonra evlendirince,
sonra emekli olunca,
mutluluğa, huzura ulaşacağını ümit eder ve bu hayalle kendini teselli eder. ama bütün bunlar boştur… şimdi bulamadığını yarın nasıl bulursun? şimdi olamadığını yarın nasıl olursun?
“ama şu anki halim perişan”, yokluk, fakirlik, imkansızlık, şu, bu…deme!
bak milyon dolarlık adama! “milyar dolarlık adam” olma peşinde. hatta senden bile vahim durumda çünkü milyon dolarlık adamın başında milyon tane dert olur. bak siyasi güç sahiplerine!, tam kendilerini padişah sanmaya başlamışken, başlarına neler geliyor…canını kurtarma telaşına düşüyor.
demek ne olacaksan şimdi olacaksın, ne bulacaksan şimdi bulacaksın. ancak “şimdi”nin kapısı açık zannetme! orası kilitli bir odadır. oraya kademini atabilmek için bir anahtara ihtiyacın var. o anahtar ise “rıza”dır.
ister acı olsun ister tatlı, başına gelen herşey sonsuz hikmet sahibinin takdiriyledir ve her biri sana birer ders mahiyetindedir. ondan boş ve abes iş çıkmaz. o halde itiraz etme, razı ol. hapislere düşsen de, sürüm sürüm sürünsen de hatta derinin yüzülmesine hükmetseler de “razı” ol.
işte o zaman nefsin ölüm çığlıklarını, feryadını duyarsın. aksi durumda kendi tutuşturduğun bir ateşle azap olunursun. o ateş her daim seni yakıp kavurur, “rıza” hakikatini idrak etmediğin sürece de sönmez.
siyasi ütopyalar da nefsin hile ve hurdalarına dahildir ki, nefs onunla yüksek istidat sahiplerini avlar. düzeni değiştirmek, yeryüzü cennetini tesis etmek, şu, bu…tabii burada, vizyon sahibi olmayalım demiyoruz ama ekseriyetle iş, vizyon boyutunu aşıp hayallerde yaşamaya ve şimdiyi kaybetmeye dönüşüyor. en azından benim çevremde gördüklerim bu şekilde.



