3 Kuşak Sonra Ateist Olmayanlar Garipsenecek
Toplumların da tıpkı fertler gibi kendine göre bir şuuru ve bu şuurun da ilerleyişi ve evrimi vardır. ilerleyiş diyalektik bir tarzda cereyan eder; şuur zıtlar arasında yani ifrat ve tefrit kutupları arasında mekik dokur ve zaman içinde orta çizgide karar kılıp sakinleşir. orta çizgide stabil olduğu anda, bir üst şuur seviyesine sıçrama şansı elde eder.
şuurun birinci mertebesi= burası toprak seviyesidir ve şuur bu noktada tamamen madde ile iç içe geçmiştir. tüm değerlendirmeleri materyalisttir. maddi güç haricinde başka güç tanınmaz. soyut kavramlar mevcut değildir veya oldukça fludur. din algısı putperestlik seviyesindedir. tanrı veya tanrıların gözle görülür ve dokunulabilir olması gerekmektedir. bu seviyenin temsilcisi nemrut’tur ve karşısındaki nurani kutup ise hz. ibrahim’dir. ibrahim şuuru, tanrının maddi olamayacağı gerçeğini idrak etmektir.
şuurun ikinci mertebesi= tanrısallığın maddeye atfedilemeyeceğini idrak eden toplumsal şuur, bu sefer de onu bir insana atfetme yanlışına düşer. bu seviye belirli şahısların put ve idol haline getirildiği mertebedir. temsilcisi firavundur. musa şuuru ise tanrısallığın şahısların tekelinden kurtarılmasını gerektirir. önceki şuurun kalıntısı olan davranışlar da ara ara bu mertebede görülmeye devam eder.
aynı zamanda bu mertebe hem musa hem de firavun kanatlarında yoğun kuralcılığın hakim olduğu ve katı bir dogmanın üretildiği bölgedir. toplumsal örgütlenme teokratik yapıdadır. “din” dediğimizde akla gelen ne varsa bu mertebenin ürünüdür.
tanrı maddeden ve şahıslardan soyutlandığı için beş duyu ile algılanamaz düzeye çekilmiştir. hatta tanrı artık ötelere atılmıştır. tanrının yerini onun sözleri doldurur. katı kuralcılığın da kaynağı budur. tanrının sözüne kim karşı gelebilir?
şuurun üçüncü mertebesi= katı kuralcılık, şekilcilik, dogmatizm, teokratik yapılanma zaman içinde kendi eleştirisini ve zıttını oluşturur. bu eleştirel şuur yüksele yüksele en sonunda eski yapıyı tümden devirecek güce ulaşır. bu seviyede şuur artık kendini tüm dinsel bağlantılardan arındırır. din ve dine ait olan tüm unsurlar reddedilir. zira ikinci mertebenin tahakkümünden kurtulmak ancak bu şekilde mümkün olmaktadır.
bu noktada tanrı tekrar yeryüzüne iner. elbette artık önceki mertebenin bir tepkisi olarak adı tanrı değildir ama fonksiyonu tanrılıktır. lenin, stalin, hitler, kim il sung, einstein vs bilim adamları bir nevi tanrılık rolü üstlenirler. burası deccali şuurun hüküm sürdüğü bölgedir. tanrısallık tüm fertlere açıktır. ikinci mertebedeki gibi bir şahsa özgü değildir.
deccali şuurun karşısına çıkan veya çıkacak olan nurani şuurun sembol ismi ise isa’dır. isevi şuur(hristiyanlıkla karıştırmayın) tanrısallığın hakikatine ermiştir. zira toplumsal bilinç, uzun bir maceradan ve sayısız yanlışlardan sonra gereken olgunluğu kazanmış ve ilk defa gerçek manada tanrıyı idrak edebilecek düzeye çıkmıştır.
islam dünyası şuurun ikinci mertebesinde boğuşurken, batı dünyası ise üçüncü mertebenin sonlarına doğru yol almaktadır. ne zaman olur bilmem ama isevi şuur batı dünyasında parladığında, tanrının da hakikati ortaya çıkacak ve pozitivist bilimsel paradigmanın 500 yıllık hakimiyeti son bulacaktır.



