• Yokluk âleminde iken, bu cana kavuşmayı, bu bilgiyi biz neden hakk
ettik, Allah’ım?
• ey her ağyârı, her yabancıyı yar edinen, herkesle dost olan! ey dikene gül
elbisesi bağışlayan Allah!
• ilk önce de, bu duayı sen emrettin, yoksa bir toprak parçasının dua etmek
haddine düşer mi? buna nasıl cesaret eder?
• ey yaptıklarına hayran olduğum, şaşırıp kaldığım allâh’ım! sen
mademki dua etmemizi emrettin, ne olur, şu emrettiğin duayı da kabul buyur.
• geceleyin anlayış, hissediş gemisi parçalanır, gider. ne bir ümit kalır, ne
korku, ne de yas. çünkü uyku bir çeşit ölümdür.
• ben geceleyin uykuya dalınca, cenab-ı hakk, beni rahmet denizine daldırır.
bakalım, ne lütuflarla, ne hünerlerle, beni doldurup tekrar hayata geri gönderecek;
beni uykudan uyandıracak?
• allâh’ım, hikmetinden suâl olunmaz. birini celâl, ululuk nûru ile doldurursun. öbürünü de, vehimlerle, hayallerle uğraştırırsın.
• bende bir hüner, bir karar, bir tedbir olsaydı, her yaptığım, her giriştiğim iş
kendi hükmümce olurdu. her şey benim istediğim gibi olurdu.
• gece uykuya dalınca, elimde olmadan aklım başımdan gitmezdi. duyularım,
yerli yerinde kalırdı, dağılmazdı.
• uyurken de ruhumun nerelere gittiğinden, nerelerde konakladığından,
kendimden geçişimden, şu veya bu şekilde imtihan edilişimden haberim olurdu.
• bu düğümleri çözmek, bu meseleleri halletmek elimde olmadığı halde,
dolayısiyle âciz bir varlık oluşum meydanda iken, bu kendimi beğenmem, kendimi
bir şey zannetmem duygusu kimden geliyor?
• gördüğümü görmemişim sandım. bildiğimi bilmemişim farzettim. bütün
zenginlik, varlık rüyalarını bıraktım. yoksulluğumu, zavallılığımı anladım da, yine
senin kapına geldim. sana yalvarıyorum allâh’ım.
• böylece, ben kendimden geçtiğim zamanlarda bir hiç olurum. aklım
başımda iken de kederlerle, ızdıraplarla kıvranıp dururum.
• artık böyle bir hiçe, hiç bir şey yükleme. böyle kıvranıp durmaya, sakın
devlet, mutluluk adını takma!
• zaten beni iyileştirecek bir şeyim yok! şu yüzlerce ızdırap sıkıntısı da bir
şeyim var vehminden doğuyor.
• hiç bir şeyim yok, allâh’ım! sen bana lütuflarda bulun! çok acı çek-tim,
beni rahatlandır, rahatımı artır!
• gözyaşlarım kurursa, gözlerime peygamberimizin yaşlar döken gözleri gibi,
gözyaşı ihsan et!
• âlemlere rahmet olan büyük bir peygamber iken, çok yüce, eşsiz bir varlık
iken, herkesi ileri geçmişken bile, o hakk’ın cömertliğinden gözyaşı diledi.
• artık benim gibi eli boş, kâse yalayıcı, kusurlu bir yoksul, nasıl olur da
gözyaşlarını iplik gibi akıtmaz?
• o mübâreğin gözleri bile gözyaşına meftûn olduktan sonra, benim
gözyaşlarım yüzlerce ırmak olmalı.
• peygamberimizin gözyaşlarının bir damlası, şu yüzlerce ırmaktan daha
değerlidir. çünkü o bir damla yüzünden insanlar da kurtuldu, cinler de..
• o cennet bahçesi bile yağmur isterse, şu pis çorak toprak nasıl istemez?
• ey kardeş; ister kabul edilsin, ister edilmesin, sen elini duadan çekme!
(mesnevi’den)
not: insan; acizliğini, fakirliğini, garibanlığını yalnızca Allah’a göstermelidir. diğer insanlara karşı da bu tavırlara girmek zillettir; hatta yerine göre münafıklıktır. insanlara karşı normal davranılmalı ve zâhirin hükmü ile bâtının hükmü birbirine karıştırılmamalıdır. zâhir ile bâtın iki denizdir; aralarında perde olduğu için birbirlerine karışmazlar.



