Kemalizmin türk insanı üzerinde yaptığı tahribat inanılmaz boyutlardadır. ben kendimi büyük ölçüde bu afetten kurtulmuş, tedavisi tamam olmuş biri olarak tahayyül ediyordum. meğerse ne kadar yanılmışım. o kadar dikkatli olmama rağmen kemalizm marazı ruhuma dek sirayet etmiş de haberim yokmuş.
bu minvalde bir rüya:
ilerde kocaman bir aslanın geçit gibi olan ağzı sürekli açıp kapanıyor. bir şahıs insanları o aslanın ağzına davet ediyor. sadece imanlı olan insanlar o aslanın ağzına kendilerini atabiliyorlarmış. yanımdaki bir kaç kişi hızla fırlayıp aslanın ağzına atılıyorlar, peşlerinden ben…içimde çok hafif bir tereddüt var ama umursamıyor ve aslanın ağzına koşarak giriyorum ve birden kendimi bir odada buluyorum.
odada açılması gereken gizli bir kapı var ama benden önce girenler çoktan kapıyı açmışlar. ben de peşlerinden koşuyorum. bir diğer odaya…orada da başka kapı ve bir diğerine… ama birbiri içine açılan odalar gittikçe küçülüyor. hepsinde açılması gereken gizli bir kapı var. en sonunda ufak bir odanın dar penceresinden geniş bir hole çıkıyoruz. sanki tiyatro veya anfi veya ders salonu gibi bir yer. burada artık “hac” için seçilenler belli oluyormuş.
hac için seçilenlerin beyaz bir entari içliği olurmuş. bacaklarıma bakıyorum, iç tarafta arapların entarileri gibi beyaz bir içlik, üzerinde garip işlemeler ve atatürk resimleri. atatürk resimlerinden çok rahatsız oluyorum. bunların burada ne işi var? ama “hac” için seçildiğime inanamıyorum. nasıl olur? sadece bir gün önce hacca samimi olarak niyet etmiştim. ama nasıl bu kadar hızla kabul edilebilirim? meğerse niyetim Abdülkadir Geylani hazretlerinin duasına denk gelmiş, o yüzden talebim çok hızlı kabul görmüş. yanımdaki arkadaşlarla yürüyoruz, hacca gidiyoruz…



