Bilimsel Pozitivist ParadigmaAydınlık vs. KaranlıkBilim

Safsata

Safsatalar, mantıklı gibi görünen ama aslında öncüllerinden biri yanlış olduğu için gerçekte mantıklı olmayan çıkarımlardır.

çağımızın iki büyük safsatası vardır. bunlardan biri din, diğeri demokrasi üzerine kurgulanmıştır. safsatalar üretip gözbağcılık yapmak deccalın bir marifetidir. batı, deccali bir bilinci temsil etmek cihetiyle bu safsataları ortalığa yaymış ve insanların çoğuna benimsetmiştir.

birinci safsata güya din ve bilim çatışmasıdır. buna göre dinler akıl dışı dogmalardır ve çağımızda saf akıl ve bilimin baskın hale gelmesiyle dinlerin papucu dama atılmıştır. dinlere ancak geri kalmış zihinler tâbî olur. aydınlanmış insan ise akıldan ve bilimden başka bir merci tanımaz. bu noktada, ahmak dindarlar oltaya gelmekte ve rakibinin mantığı içine girerek baştan yenilmektedirler ve “kuran, aklı ve bilimi emreder” şeklinde öne sürdükleri geri zekalıca argüman ise onları büsbütün komik duruma düşürmektedir.

“bilimsel pozitivist paradigmanın” iddialarını hepimiz gayet iyi biliyoruz; zira bunları son iki yüz yılda adeta beynimize çakmışlardır.

peki bu argüman niçin safsatadır?

anlamak için dinin en öz tanımına ulaşmalıyız önce. din, bize bakan yüzü itibariyle, insanın dünya görüşü, evreni ve kendimizi değerlendirirken sahip olduğumuz zihni çerçeve ve paradigmadır.

eee…bu durumda “bilimsel pozitivist paradigma” da bir tür din olmuyor mu? elbette o da bir din oluyor. üstelik genel karakteristikleri itibariyle ortaçağda üretilmiş paradigmalardan hemen hemen hiçbir farkı da olmuyor. ortaçağ paradigmaları kendini bir mabuda nispetle mutlaklaştırırken, “bilimsel pozitvist paradigma” dahi aynı mutlaklaştırmayı farklı bir şekilde yapmakta ve kendini kutsallaştırmaktadır. kutsallıktan kasıt elbette kendini dokunulmaz kılmaktır.

bu durumda hemen itirazlar gelecek ve birinin akla ve bilime dayandığı için üstün olduğu yönünde olacaktır. sanki ortaçağ paradigmaları yani dinler kendi dönemlerinde insan aklının ve ilminin en üst düzeyini temsil etmiyorlar mıydı sanıyorsunuz?

bunlar safsataya düşürülmüş aklın kısır döngü içinde dönüp durmasından başka bir şey değildirler. gerçekte ise aralarındaki fark, yalnızca üretim tarihleridir. ne dindarların sandığı ve iddia ettiği gibi ortaçağ paradigmalarının(dinlerin), ne de bilimperestlerin iman ve iddia ettikleri “bilimsel pozitivist” paradigmanın mutlaklığı yoktur. hepsi cüzi insan bilincinin döneme göre ürettiği dünya görüşü ve algı çerçeveleridir. bunlar evrensel düzenin kendisine göre ancak denizden bir katre olabilirler.

bu noktada gelecek başka bir itiraz, “ama deniz seviyesinde su yüz derecede kaynar; ben bunu deneysel olarak ispat edebilirim. işte bu yüzden bilim üstündür” şeklinde olacaktır.

suyun yüz derecede kaynaması paradigma içi bir doğrulamadır. paradigmanın kendisi ise kesinlikle akıl ve ispat ötesidir. onu akıl kapsamına almanın yolu ve imkanı da yoktur. tüm paradigmalar böyledir. suyun yüz derecede kaynamasını ispat etmek için önce kabullenimlerden oluşan bir silsile kurulmaktadır. sonra da o düşünce silsilesinin doğal sonucu olarak iddia ispat edilmiş olmaktadır. aslında kendi kendini doğrulayan bir kehanet vardır ortada.

zaten öyle sonuç vermesi için kurduğun bir düzenek, öyle sonuç verdiğinde ispat edilmiş mi olmaktadır?

aslında görebilene her şey açık ama maalesef safsata zihinleri esir alınca o hapishaneden pek az kişi çıkmayı başarabilmektedir.

not: demokrasi konusuna yeri geldikçe pek çok kez değinmiştim. gerekirse tekrar ele alabilirim ilerde.

isnetus 22.06.2018 13:06 ~ 15:10

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu