Melek

Melek

Dünyamız…binbir türlü varlık…madde, bitki, hayvan…ve en önemlisi hummalı bir faaliyet…bitkiler büyüyor, olgunlaşıyor sonbaharda kuruyor…hayvanlar, yiyor içiyor ürüyor ve ölüyorlar…tabii hadiseler, kar, yağmur, çamur, rüzgar…

soru: kainatta muazzam bir faaliyet göze çarpıyor, acaba bu fiilin bir faili yani yapıcısı var mı? zira ortada bir fiil varsa failin de olması akla yakın…

klasik maddeci bir yaklaşımla bu meseleyi çözmemiz pek mümkün değil. o zaman farklı bir yol izleyelim…tasavvuf büyüklerinden ilham alarak…misal:

bir kağıdın üstündeki demir tozlarını kağıdın altındaki bir mıknatıs derhal hizaya sokacak ve bütün demir tozları mıknatısın kuvvet alan çizgileri doğrultusunda düzen alacaktır. burada mıknatıs demir tozlarına nispetle emrine karşı gelinemeyen bir komutan mesabesindedir. demir tozları tam bir edilgen tavır içinde emri itirazsız uygularlar.

dikkat edersek bütün varlıklar nihayetinde elementlerden oluşmuştur. bitkinin de, hayvanın da, insanın da yapıtaşı hep aynı elementlerdir. başta karbon, azot, oksijen vs…olmak üzere. bir varlığı diğerinden farklı kılan, yapıtaşı olan elemenlerin düzenidir. aralarında başkaca bir fark yoktur.

işte burada, her varlığın asıl şahsiyetini oluşturan ve o varlıktaki elementlerin düzenini sağlayan bir kuvvet alanından bahsedebiliriz. mesela bir ağaçta, o ağacın bütün faaliyetini düzenleyen ve organize eden bir güç alanı mevcuttur.

bu alan, insan algısının sınırları dışındadır yani göremez ve hissedemeyiz. ancak bu sınırlama, algı sınırlarını çok fazla genişletmeyi başarmış olan tasavvuf büyükleri için elbette geçersizdir. onlar bu alanları görebildikleri gibi onlarla bir nevi iletişim dahi kurabilirler. çünkü bu alanların da insan seviyesinde olmasa da kendilerine göre bir şuurları vardır. ve dahi belli bir titreşimleri vardır ki bu titreşim onların zikir mertebesini oluşturur.

böyle bir alan, canlı, cansız, bitki, hayvan, her bir varlığın etrafını çevirir. son tahlilde bir varlığı diğerinden ayıran bu alanın mahiyetidir. işin daha garibi bu alan sadece fertlerde değil türlerde de vardır. mesela her bir elma ağacının bir kuvvet alanı olduğu gibi yeryüzündeki bütün elma ağaçlarının da ortak ve üst ve kapsayıcı bir kuvvet alanı vardır. bu alan diğer elma ağaçlarının kuvvet alanlarının birleşiminden oluşmuş değildir veya onların toplamı değildir bilakis her bir elma ağacının alanı üzerinde hâkim, güdücü, titreşimi daha yüksek yönetici bir alandır.

bu misali bütün varlığa yayabiliriz. her bir insanın bedeni etrafında bir güç alanı olduğu gibi ayrıca bütün insanlığı birbirine bağlayan ve onların ortak şuurunu oluşturan bir alan dahi vardır. dünyanın bir alanı olduğu gibi, güneş sisteminin, galaksinin ve niahayetinde topyekün kainatın bir kuvvet alanı söz konusudur.

işte bu alanlardan din terminolojisinde “melek” diye bahsedilmiştir ki “melk” güç, kuvvet, kudret demektir. bütün varlığı içine alan ve diğer bütün kuvvet alanlarını düzenleyen devasa gücü bir düşünün!

bütün bu güç alanları hiyerarşik bir yapılanma içindedir. zaten genelde rüyada asker, subay şeklinde müşahade edilirler. titreşimi yani zikir sayısı yüksek olan astlarını domine eder. emre itaatsizlik asla söz konusu olamaz.

işin bir vechesi itibariyle, tasavvuf ilmi, insanın sahip olduğu bu alanı/meleği/ruhu zikir yolu ile yükseltip kainat çapında bir genişliğe ulaştırma çabası ve usulünden ibarettir. allahu alem…

isnetus 04.10.2013 04:53

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu