
Dikkat ederseniz büyük liderler daima doğru zamanda doğru işleri ve doğru hamleleri yapmışlardır.
onlar yapılması gerekeni akılla hesap ederek değil, içgüdüleri ve sezgileri ile bilirler. insan ve toplum ilişkilerinde başarılı olmanın sırrı işte budur. yoksa mühendislik hesapları ile elde edilecek bir şey yoktur.
peki onlardaki bu içgüdüsel yönelim ve sezginin kaynağı nedir?
mesela rivayet edilir ki, cengiz han dibi görüp tamamen çaresiz kaldığında, tanrıya yalvarmak üzere inzivaya çekilmiş ve sonuç alıncaya kadar mağaradan çıkmamıştır. nihayet tanrı ona cevap vermiş ve yeryüzünü ona bağışladığını bildirmiştir.
ancak tanrının cengiz hana hitap etmesi sizi yanıltmasın. bu hitap cengiz hanın eli kanlı bir zalim ve doğru yoldan fersah fersah uzak bir deccal olmadığı anlamına gelmez.
hidayet ehli ancak nur boyutuna geçiş yapabilenlerdir. allah ancak bu tayfadan razı olur. elbette allah sadece enerji boyutu açılımı sağlayanların da rabbidir. ancak onlardan razı değildir. zaten sadece enerji boyutu kendisine fethedilmiş, yani açılmış olan kimseler şeytanlardan birer şeytandır. yardımcıları da cinni şeytanlardır. doğru zamanda doğru işleri yapmaları için onlara ilham verenler dahi yine o şeytan dostlarıdır.
hitler, stalin, napolyon, sezar, iskender vb. hep böyledir. bunların tamamı cinni şeytanların kendilerine ilham verdiği ve her konuda yardımcı olduğu şahıslardır. gelecekte deccal namlı bir şahıs çıkacak ve bu tayfanın zirve ve yıldız şahsiyeti olacaktır(deccaliyet vasfı bize göredir. yoksa inkar ehli için deccal büyük ve bilge bir liderdir).
nur boyutu ehlinden çıkan liderlerin ise ilham verenleri de yardımcıları da meleklerdir.
bu iki tayfa arasındaki fark peygamber efendimize veya kendi devrinin hakikat ehline tâbî olup olmamasından ileri gelir. zira hakikat ehlinden el almadan ve onlardan inisiye olmadan kimse nur boyutuna geçiş yapamaz.
unutmayınız, bir lider ne kadar büyük işler yaparsa yapsın, eğer peygamber efendimize bağlı değilse, o yalnızca şeytanlardan bir şeytan ve deccallardan bir deccaldır.



