
Puta Tapmanın Hakikati
Klasik tanımla puta tapınma olgusunun ne olup olmadığı sanırım cümlenin malumudur.
ancak o tanımların hiçbirinin günümüz rasyonel kafa yapısına hitap etmediğini ve yetersiz kaldığını kesinlikle söyleyebiliriz. bize meselenin en özüne kadar inmiş, soyut bir tarif gerekmektedir.
varoluşta gördüğümüz tüm suretlerin birer cansız kukla olduğunu, hepsinin iplerinin tek bir zata bağlı olduğunu ve o’nun tarafından oynatıldığını bilmeyen ve her bir suretin bizatihi canlı, bizatihi hareket eden, bizatihi güç sahibi, bizatihi irade sahibi olduğunu düşünen kişi, evet bir putperesttir.
kainat bir karagöz-hacivat perdesidir. onda gördüğümüz her bir suret, perde ardındaki görünmez zat tarafından çekip çevrilmektedir. her varlığın ipi tek tek o’nun elindedir. onları dilediği gibi oynatmaktadır(bahsedilen ip gerçektir, mecaz zannetmeyiniz).
işte bu gerçeği akıl gözüyle(üstbeyniyle) görebilen kişi, açık putperestlikten kurtulmuş olur. gerçeği akıl gözüyle görmek, biraz gayretle, günümüzde herkesin harcıdır.
söz konusu gerçeği kalp gözüyle(altbeyniyle) görebilen kişi ise, gizli putperestlikten(şirk-i hafi’den) dahi kurtulmuş olur.
ne yazık ki madde ve tabiat seviyesi bilinçler tümüyle putperesttir. zira onlar alemde gördükleri her bir varlığı bağımsız güç ve irade sahibi sanmaktadırlar. bu durumda alemlerini sayısız put ile doldururlar. zira bağımsız güç ve irade sahibi saydığın her bir varlığa ilahlık vermiş olursun.
ayrıca bunlar kendilerini dahi bağımsız güç ve irade sahibi saydığı için, kendilerine de ilahlık vermiş olurlar. dolayısıyla en büyük put olarak benliklerini öne sürerler.
en sonunda da ilahlar panteonunu inşa ederler. madde ve tabiat seviyesi bilinç tüm varlıkları(kendisi de dahil) bu panteonda hiyerarşik dizilime sokar. en üstlere tarihi kahramanları, şöhretleri, yüksek makam ve mevki sahiplerini koyar. böylece ast-üst ilahlar ilişkisi ve “eziklik-kibir” diyalektiğine saplanıp kalır. işleri yolunda giderse firavunlaşır. ters giderse de kuyruğunu kıstırmış ıslak köpek eniğine dönüşür.
halbuki insanlar arasında fark yoktur. “dünya bir tiyatrodur. kimine krallık rolü düşer, kimine de çöpçülük. rolünü en iyi yapan alkışlanır”.
not: bu yazı “lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh” bilincinin tafsilatıdır. varoluşun allah’ın zihninde(doğru tabirle ilminde) kurguladığı hayaller olduğunu anlatır. tek bir yazıda her konu aynı anda işlenemez. cüzi irade insandaki yokluk ve karanlık yüzden hasıl olmaktadır. o mesele için şu yazıya bakınız:




günlük hayatımızda gayri müslimlerle veya genel olarak insanlara karşı hayatımızı nasıl tazim etmeliyiz? bu konular hakkında çok eksik kalıyoruz. kağıt üzerinde her şey iyi hoş ama pratikte çok eksik gedik oluyor..
İsnetus bu konuların hazır bir formülü ve sihirli bir çözümü olmadığını belirtiyor.
Makaleleri okuya okuya olgunluk kazanıp nerde ne yapmamız gerektiğini bilir hale gelene dek gayret etmemiz gerekir.
https://www.isnet.us/hayatin-amaci/mesnevi-okumak-ve-tasavvuf-metodolojisi/gayret-ve-tekrarin-onemi
Not: Siteye yöneltilen sorulara ilişkin cevaplar bizzat İsnetus tarafından değil, site yönetimi tarafından yanıtlanmaktadır.
Allâh râzı olsun. Söylenenlere göre herkesin ipi Allâh’ın elinde ki böyle îmân ettik. Madde – tabî’at seviyesi bilinçler ise bu ipi yok hayâl ederek kâinâttaki her şeyi kendi zihîn dünyâlarında put kılıyorlar. Buna da âmennâ.
Fakat işin hakîkatine bakıldığında o ip hâlen orada ve o kulların da davranışları ve hissiyâtları hâlen Allâh tarafından tanzîm olunmaktadır. Buna göre onların iplerini elinde tutan kuvvet onları puta tapar kılmış oluyor, hattâ bunda kendi rolleri dahi olmuyor.
Hattâ şöyle ifâde edeyim: “işte şu kadarcık yerde de onların rolü var, dolayısıyla kendi hâllerinden kendileri mes’ûldür” dediğimiz herhangi bir nokta olursa o noktada hâşâ Allâh’ın rolü yokmuş, Allâh o noktayı idâre eden ipi yokmuş diye kabûl etmemiz gerekmeyecek mi? Bu husûsu zihnimizde nasıl te’lîf edeceğiz?
Selâmlar ve muhabbetler
İsnetus makalelerinde şöyle geçer:
“ hepsi Allah’tandır.
ve
iyilikler Allah’tan şerler nefstendir.
şerler yokluk cihetinden gelir.
şer bir şeyi yapmak değil terktir.
örnek: karanlık ışığın yokluğudur. cehalet ilmin yokluğudur. zulüm adaletin yokluğudur.”
La havle başlığındaki makalelerde ayrıntılarını okuyabilirsiniz.
Not: Siteye yöneltilen sorulara ilişkin cevaplar bizzat İsnetus tarafından değil, site yönetimi tarafından yanıtlanmaktadır.