DiyalektikAllah'ı Bilmek (Marifetullah)Esma-ül Hüsna ve TecellileriHayatın AnlamıŞeytan

Hiç Yaşamamış Olmak İster Miydin

Yokluk şerdir ve bütün şerlerin kaynağıdır.

zulüm, adaletin yokluğudur.

cehalet, bilginin yokluğudur.

cimrilik, cömertliğin yokluğudur.

hastalık, sıhhatin yokluğudur.

karanlık, ışığın yokluğudur.

fakirlik, zenginliğin yokluğudur.

bu böyle gider…

peki ya var oluşumuz?

işte o en büyük hayır ve nimettir ve diğer tüm nimetler için de zemin teşkil etmektedir. var olmayan için diğer tüm nimetler anlamsız kalır.

hak, kendisine hiçbir cihette yokluk bulaşmamış varlıktır; o mutlak(sınırsız) varlıktır. bu nedenle sırf hayırdır. bizi var etmesi de onun lütfu ve ihsanı ve hayrıdır. o’ndan hayırlı olmayan bir şeyin çıkması imkansızdır. kötü veya şer dediğimiz şeyler de esasen bizim kısıtlı algımıza göre şerdir.

mesela allah niçin en büyük kötüyü, iblis’i yaratmıştır?

evet iblis en büyük kötüdür ama; onsuz bir alem düşünülemez; onsuz bir evren işlevsiz ve atıl kalır ve maksada hizmet edemezdi. allah evreni insan için, insanı da kendini tanıması için yaratmıştır. eğer iblis ve tayfası olmasaydı, diyalektik işlemez ve marifet yani allah’ı tanımak mümkün olmazdı. bir açıdan iblis, marifet ehlinin velinimeti sayılır. beşer bile hareket ve aksiyon için antitezin gerekli olduğunu gayet iyi anlamıştır. bu yüzden senaristler film ve dizilere mutlaka kötü karakterler koyarlar.

allah sırf cömertliği icabı bizi yokluktan varlığa çıkarmakla, en büyük nimetini ihsan etmiştir ve diğer tüm nimetleri de onun üzerine koymuştur. üstelik ötesi için de bizi serbest bırakmıştır. tüm hazinelerini bize açmıştır. bir insan gereğini yerine getirmek şartıyla hakkın tüm hazinelerinden(ilahi isimler) istediği kadar alabilir. herhangi bir limit söz konusu değildir. o hazinelerle sonsuza kadar ve aklın alamayacağı kadar mutlulukla yaşama şansına sahiptir.

“keşke var olmasaydım” diyenler bile aslında kimi arzularına ulaşamadıkları için depresyona girmekte ve bu sözü söylemektedirler. yani ufacık bir yokluk ve mahrumiyet bunu onlara söyletmektedir.

dostum!

ufacık bir mahrumiyet için “keşke var olmasaydım” diyebiliyorsun ya, peki şu an sende olan varlık nimeti ve onun üstüne verilmiş sayısız nimetten bir anda mahrum bırakılsaydın, daha doğrusu mahrum bırakılma tehditi ile karşı karşıya kalsaydın, nasıl bir dehşet ve azap hissedecektin, fark edebiliyor musun? istersen bir anlığına elindeki nimetlerin teker teker alınmaya başladığını düşün…sağlıktan başlayabilirsin…

insan nimetin değerini ancak elinden gidince anlar. yoklukla karşı karşıya kalsaydın, o zaman var olmanın ne büyük bir nimet ve lütuf olduğunu anlayacaktın.

isnetus 21.05.2024 10:25

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Üstad, yokluk şer olmayabilir. Bu husûsta Âkif Paşanın Adem kasîdesini okuduktan sonra fikir beyân etmeniz bence daha iyi olabilir.
    Başlangıcından kısa bir bölüm iktibâs edeyim müsâ’adenizle.

    Can verir âdeme endişe-i sahbâ-yı adem
    Cevher-i can mı aceb cevher-i minâ-yı adem

    Çeşm-i im’ân ile baktıkça vücûd-i ademe
    Sahn-ı cennet görünür âdeme sahrâ-yı adem

    Galat ettim ne reva cennete teşbih etmek
    Başkadır nimet-i asayiş-i me’vâ-yı adem

    Tutalım anda da olmuş ni’âm-ı gûnâgûn
    Öyle muhtac-ı tenavül müdür âlâ-yı adem

    Kimse incinmedi vaz’ından anın zerre kadar
    Besledi bunca zaman âlemi bâbâ-yı adem

    Var ise andadır ancak yoğise yoktur yok
    Rahat istersen eğer eyle temennâ-yı adem

    Şahsen bana da yokluğun (ademin) mevcûdiyeti tabakların ve yemeklerin olmamasından ziyâde üzerine yemek konulabilecek bir sofranın mevcûdiyeti gibi görünüyor. Ve kalbin en derinlerinde âhirete, ölüme duyulan iştiyâk dahi olduğunu müşâhade ediyorum. Sâdece kendimde değil, tüm kâinâtta.

    En doğrusunu Allâh bilir…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu