Sevdiklerini Kaybetme Korkusu
Bir arkadaşla konuşuyoruz, bir ara “annen baban nasıl?” diye sordu.
şahsen ben sırf adet yerini bulsun diye bir şeyler söylemem. bana şekilcilik gelir öyle şeyler. ancak insanlarla ilgili bir durum öyle veya böyle bana ulaşmışsa, o zaman onların üzerimde bir hakkı ve benden bir alacağı olduğunu düşünürüm.
elimden ne geliyorsa yapmaya çalışırım. çözüm üretmeye, işin doğrusunu bulmaya çalışırım onlar için. hiçbir şey elimden gelmiyorsa, dua ve güzel temennilerde bulunup morallerini yükseltmeye çabalarım. bu dersi muhyiddin-i arabi hazretlerinden almıştım vakti zamanında.
belki pek farkında değiliz ama, yakınlarımıza olan sevgimiz ve onlara karşı duyduğumuz sorumluluk hissi, bize çok ağır bir yük yüklemektedir. bu öylesine ağır bir yüktür ki, bir insanın onun altında ezilmemesi mümkün değildir. bu yükü hisseden kişi, eğer yeterli şuur seviyesinde değil ise, umursamaz hale gelecek ve “hayırsız, sorumsuz” yaftası yiyecektir.
“sevdiklerim için her şeyi yaparım” diyen pek çok kişi çıkacaktır elbet. ben de onlara diyorum ki, “yeterli şartlar oluşsun, alırsın boyunun ölçüsünü”…o işler senin sandığın gibi değil maalesef. sen bu sözü söylüyorsun çünkü antitez ile karşı karşıya kalmadın.
işte bu yüzden, çok zor da olsa tüm sevdiklerimizi Allah’a havale etmemiz gerekiyor. biz o yükün altından kalkamayız, ancak Allah o yükü üstlenebilir. o yük kainat kadar ağırdır dostum. “kainat kadar ağırdır” derken kesinlikle benzetme veya mübalağa sanatı yaptığımı zannetmeyin. kelimenin tam anlamıyla “kainat kadar ağırdır”. kainat bütünleşik tek bir sistem olduğu için, tüm kainat üzerinde hükmü geçmeyenin, tek bir karıncayı dahi beladan, zevalden koruması mümkün olmaz.
o yüzden sevdiklerimiz veya diğer insanlar için elimizden geleni samimiyetle yapıp geçiyoruz ve gerisini hemen Allah’a havale diyoruz. eğer bu şuura eremezsek, o ağır yük altında ezilir kalır ve fena halde yanarız veya kalbimizi taşlaştırıp işe yaramaz sorumsuz bir tip olup çıkarız.
o sevdiğin ve gözün gibi baktığın çocuğun var ya dostum; o çocuk her şeyden önce Allah’ın bir kulu ve o’nun tüm ilmiyle, hikmetiyle, kudretiyle yarattığı bir varlık; Allah’a ait bir varlık o; sana ait olması tamamen mecazi…sen kendin bile öylesin…
burada anlatmaya çalıştığımı kimler anlar bilmiyorum; ama anlayanlar, imanın insanı nasıl ateşten ve yanmaktan kurtardığını da görsünler.



