DiyalektikCennet ve CehennemPeygamberlerŞeytan

Şeytanın Aslında Çok İyi Biri Olması

Allah niye şeytanı yaratmış; onun isyan edeceğini bilmiyor mu? vs…

kuran’daki tüm anlatımların mecaz ve teşbih yönü ağır basar. ancak biz günümüz insanının anlayışına uygun olarak şeytanı ifade edecek olursak, onu ancak “antitez” kavramıyla karşılayabileceğimizi görürüz.

dünyanın özelliği budur.

dünyayı değerli kılan da budur.

dünya, en genel anlamıyla kainatın titreşimi en düşük olan bodrum katıdır. burada her şey çift çift yaratılmıştır. her kavramın mutlaka bir zıttı, antitezi vardır. bu zıtlar sürekli birbiri ile kavga ederler. bu da harekete, devinime neden olur. harekette ise bereket vardır.

tez ve antitez bir paranın iki yüzü gibidir ve varlıklarını birbirine borçludurlar. antitezi kaldırırsanız tez de gaiplere karışır.

mesela, güzellik denen kavramı yok edebilseydik, o anda çirkinlik de yok edilmiş olurdu. güzellik varsa, mutlaka çirkinlik de vardır; olmak zorundadır.

“kötü” olmasın demek, “iyi” de olmasın demenin eş anlamlısıdır.

firavun yoksa, musa da yoktur.

nemrut yoksa, ibrahim de yoktur.

deccal yoksa, isa da yoktur.

adaletin var olabilmesi için mutlaka zulmün de var olması gerekir. siz zulüm kötü olduğu için, “allah niçin zulüm denilen olguya izin veriyor?” diye soramazsınız. zira zulüm olmasaydı, adalet de olmazdı. adalet ve zulüm kavramları mevcut olmayınca insan bilinci gelişemez, ot gibi kalırdı. diğer diyalektik ikilileri de hesaba katarsanız, zıtların olmadığı bir dünyada ancak ot yetişeceğini anlarsınız. hatta ot bile yetişmezdi…

cennette adem ve havva aynen ot gibi donuk bir hayat yaşıyorlardı. ne zamanki bilgi ağacının meyvesinden yediler, zıtlarla tanıştılar ve dünyaya düştüler. yani latif bedenleri kesifleşti, titreşimi düştü ve dünyalık oldular.

dikkat edin!

bizi zıtlarla tanıştıran şeytandır.

yani bilgiyle tanıştıran şeytandır.

zaten kendisi de antitez kutbunun şahıdır.

ancak ameller niyetlere göredir.

şeytan, bizi aydınlansınlar diye değil düpedüz kininden, nefretinden, hasedinden dolayı antitezlere çekmek ister. antiteze uğrayıp sonra doğruyu anlayan kurtuluşa ererken, antitez kutbunda çakılıp kalanlara yazık olur.

cennete girmek için cehennemden geçmek gerekir. tüm antitezleri bir bir aşmadıkça, insan şuuru gereken kıvama ve olgunluğa ulaşamaz. hani halk arasında bir tabir vardır, “tecrübe, hayatta yenilen kazıkların bileşkesidir” diye…aynen onun gibi negatif kutupla, antitez görüşle yüzleşip onları bir bir aşmadıkça insan olgunlaşamaz. şeytan ve tüm antitezler bize bu imkanı sağlarlar.

ancak kılıç çift taraflı keser.

kimi antitezlerden olgunluk devşirip geçer gider.

kimi de antitezde çakılıp kalır.

insanların çoğu antitezde çakılıp kalırlar.

onlara yazık olur.

ilaveten, bir şeyin zıttı onun olmaması halidir. mesela bilginin zıttı cehalettir ve aslen cehalet bilginin yokluğundan ibarettir. tüm antitezler böyledir.

bu nedenle, tüm antitezlerin şahı olan şeytan, tüm şerlerin de kaynağıdır. o saf kötüdür. onda iyilik ve hayır namına bir şey bulunmaz.

evet, şeytan tüm iyiliklerin ve hayırların yokluğudur.

o saf kötü; o saf şerdir.

isnetus 28.10.2019 09:12

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu