
İslami Kesimin Entelektüel Çıkarma Çabaları
Kavramı yerli yerine oturtamazsak elbet kargaşa işine düşeriz. Mesnevi’de bedevi ile filozofun hikayesi anlatılır. neticede çok aklı başında sözler söylemesine rağmen pratikte fayda vermeyen bilgiden dehşete düşen bedevi filozoftan yüz çevirir.
tasavvuf büyüklerinin akla karşı bu uyarıları zaman içinde oldukça ters yönlere çekilmiş ve akıl aşağılandıkça aşağılanmıştır. bir çok tasavvufi çevre en sonunda aklı küçümser ve ona itibar etmez hale gelmiştir.
halbuki, tasavvuf büyüklerinin kastı aklı küçümsemek değildir. onlar sadece hakikate saf akılla ulaşılabileceğini iddia eden filozoflara karşı insanlığı uyarmışlardır. gerçekten de akıl analizci çalışır. bütünün parçalarına ve ayrıntılarına iner; ama bize yeni bilgi vermez. ayrıntılara inmek, bütündeki parçaların organizasyonunu tanımlamak bilgide ancak nicelik olarak artışa yol açar; nitelik olarak artışa yol açmaz.(ilim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı-hz. ali)
yeni bilgi sanatlar neviindendir ve yukardan bir şimşek halinde ilham olarak kalbe düşer. ancak ondan sonra akıl alır o öz bilgiyi kelam kalıbına döker, ilme dönüştürür. dikkat edin, tarihte çığır açan bilginler dahi çok azdır ve onlarda bir parça sanatçı meşrebi vardır. adamlar adeta bilimde çalıştıkları alanın virtüözüdürler. beste yapar gibi yeni yeni fikirler ortaya koyarlar.
tek başına ilham kişiyi sessiz bir bilge olmaktan öteye götüremez.
tek başına akıl, cerbezeye yol açar.(cerbeze= akıl oyunları, hilekarlık, kurnazlık).
bize hem aklı hem kalbi tıkır tıkır çalışan tefekkür ehli lazım. kalp modeminin ışıkları yanmış olmalıdır. melekût alemi ile de yüksek hızlı bir bağlantısının olması gerek. aynı şekilde yüksek işlemcili beyni de ötelerden gelen öz bilgiyi kelamla tasnif edip, zarflayıp insanlara sunabilmelidir.
böylece özdeki bilgelik zâhire çıkmış ve maddeye aksetmiş olur. adeta ruh yeryüzüne iner. maddeye inememiş marifet eksiktir. o pastanede gördüğünüz süslü pasta bile aslında ruhun maddedeki bir pırıltısıdır. siz hiç yemeğini süsleyip de yiyen bir hayvan gördünüz mü? hayvan ki, tabiat ve madde seviyesinin asli mahlukudur.
ilham ise çok daha büyük bir hakikatin yani vahyin bir şubesidir veya ondan bir kırıntıdır. bir dönemde ne kadar ilham kaç kişiye gelirse gelsin, gerçekte o dönemin sahibi olan peygamberin vahyinin şemsiyesi altındadır hepsi ve tamamı o vahiy denizinden sıçrayan damlalar hükmündedirler. zira vahiy adeta göğün yere inişidir. hakikatin topyekün yeryüzüne süzülüşüdür.
kalp(sezgi, ilham) bulmaya, akıl onu işleyip yeryüzüne çıkarmaya yarar. kalp ile bulduğumuz çınar ağacının tohumunu, akıl suyu ile sulaya sulaya onu devasa bir ağaç haline getirebiliriz.
sonuç: aklın yeri ayrı, kalbin yeri ayrı. hepsi yerinde değerli.



