
Nobunaga Oda
Oda nobunaga, bir lordun/beyin oğlu olmasına rağmen çocukluk ve gençliği serserilikle geçmiş enteresan bir şahıs. adam daha çocukluğundan itibaren yerleşik değerlere meydan okumuştur. düşünün artık geleneksel japon toplumunda bu tür davranışların nasıl değerlendirileceğini.
nitekim nobunaga’ya “ötske=bön, ahmak, hödük” lakabı verilmiş ve bu sebeple oda ailesinin önde gelenleri hatta kendi öz annesi bile, onu öldürüp küçük kardeşini bey yapmak istemiştir.
lâkin küçük kardeşi gayet terbiyeli, sevilen, ama vasat biridir ve nobunaga’yla boy ölçüşebilecek, karşısında durabilecek biri değildir.
bu enteresan şahıs zamanının çok ötesinde, yenilikçi bir zihniyete sahipmiş. hedefi de çok büyük… önce japonya’yı sonra da kore ve çin’i hatta daha ötesini fethetme niyetinde olduğu söyleniyor.
ben açıkçası bu zatın yenilikçi ve anti-muhafazakar tavrını çok beğeniyorum.
muhafazakarlık nedir ki?
neyi muhafaza ediyorsun?
hayat her daim akışta… her şey değişiyor, dönüşüyor, başkalaşıyor.
ayakta kalanlar ancak bu dönüşüme uyum sağlayanlar olabilir.
“bir günü, bir gününe eş olan aldanmıştır” hadisinin de ders verdiği gibi, sürekli bir yenilenme içinde olmak zarurettir kanaatimce.
“sürekli bir devrim” içinde olmak…



