
Çocukluğumun çizgi roman kahramanlarından biriydi zagor; maceralarının çoğunu okuşumdur muhtemelen; ama en çok teksas’ın çelik blek ve rodi’sini severdim; onların bendeki yeri apayrı idi.
ellerimizde balta muadili bir şeyler, az bağırmamışızdır sokaklarda, “ahyaaaaaaak”* diye. baltalı ilah zagor…
ancak bugün zagor’un şuurumdaki mevkisi bambaşka… çocukluk hayalleri geride kaldı; aslı gitti ama faslı kaldı. artık “baltalı ilah zagor”, bende elinde balta, putları kıran hz. ibrahim’e çağrışım yapıyor ve de tüm putları kırdıktan sonra o baltayı en büyük putun boynuna asmasına…
balta= tevhid şuuru… daha ileriki seviyelerde tevhid kılıcına dönüşecek.
küçük putlar= dış dünyada putlaştırılan her şey; para, kadın, makam, mevki, bâtıl ideolojiler(kemalizm, komünizm, faşizm) vs…
büyük put= ego/nefs/ben/ene
büyük puta, ego firavununa karşı mücadele vermek ise, musa mertebesine ulaşan şuurun işi. ancak tüm bunlar sonraki işler; çünkü bilincin yolculuğu(seyr-i süluk) âdemî mertebeden başlar.
hz. âdem ne yapmıştı?
tevbe ve istiğfar. (bkz: #49663054)
evet bilincin yolculuğu tevbe ve istiğfar ile başlar. her bir peygamber bu yolculukta bir mertebeyi temsil eder.



