
Lümpen Kültürü
Lümpen kültürü, her tarım toplumunun sanayileşme sürecinde zorunlu olarak geçmek zorunda olduğu bir durak veya aşamadır.
türkiye’nin sanayileşme macerası ne yazık ki biraz sorunludur. bunun en büyük sebebi sosyalist görüşlerin toplumda yaygınlaşması ve ısrarla türkiye’de demokrasinin işletilmeye çalışılmasıdır. halbuki çok partili rejim, kalkınmakta olan ülkeler için zehir hükmündedir.
geri kalmış ülkeler için en iyi sistem, kapitalist kalkınma yöntemini benimsemiş otoriter tek parti rejimleridir. güney kore, tayvan, singapur bu noktada iyi örneklerdir. bilhassa singapur deneyimi(kimse farkında olmasa da) esasen tüm dünyayı kökünden değiştirmiştir.
nasıl mı?
singapur lideri “lee kuan yew”, otuz yıl boyunca singapur’u demir yumrukla kesintisiz olarak yönetmiş ve ülkesini geri kalmışlıktan kurtarıp tamamen modern sanayi toplumuna dönüştürmüştür. teknik olarak bir ülkeyi otuz yılda dönüştürmek mümkündür diyebiliriz.
bizde ise bu dönüşüm süreci neredeyse bir asır sürmüştür. hatta nihai noktaya varmamız için hâlâ bir on beş yirmi yıllık bir zaman dilimine ihtiyacımız vardır. bu da sanayileşme sürecinde köylerden şehirlere göç etmiş ve lümpen sınıfı oluşturmuş kitlenin çarpık kültürüne maruz kalma süremizi uzatmıştır.
çin denen belayı başımıza saran da yine bu “lee kuan yew” adlı şahıstır. çin lideri “deng şiao ping” 1976 yılında singapur’u ziyaret eder ve gördüklerinden şaşkına döner. yirmi yıl evvel kırsal alandan başka bir şey olmayan singapur, nasıl bu hale gelmiştir?
lee, çin liderine der ki: “ben bu gelişimi eğitimsiz güney çin göçmenleri ile sağladım, doğru politikalar gütmek şartıyla sen çok daha iyisini başarabilirsin”.
işte tarihin kırılım noktası lee’nin bu cümlesidir. deng, gördüklerinden sonra katı dogmatik sol görüşleri bir yana bırakır ve “fare tuttuktan sonra, kedinin siyah veya beyaz olmasının bir önemi yoktur” der. singapur deneyimini çin’de tekrarlamaya başlar ve otuz yıl içinde çin’in çehresi değişir. böylece çin neredeyse bir süper güç konumuna yükselmiştir.
türkiye deneyimi ise tam bir fiyaskodur. bizim kalkınma maceramız onlarınkinden tam üç kat fazla zaman almıştır. üstelik nihai noktaya da varabildiğimiz söylenemez. bu uzun süre, lümpen kültürünün ülkeye iyice kök salması için zemin oluşturmuştur.



