TarihAhir Zaman-KıyametAşk - Sevgicezbe ve sülukHatem'ül Enbiya (sav)Nefs, Benlik-EgoPeygamberlerSahabe-i Kiram - 4 Halife - Ehl-i BeytŞuur (Nefs) MertebeleriTarihin DiyalektiğiTasfiye ve Tezkiye SüreciTevhid AnlayışıToplumsal Bilinç

Tarihin Döngüselliği

Eğer tarihi gerçek bağlamında ele alırsak, insanlık tarihinin peygamberler tarihi olduğunu görürüz. diğer tüm olaylar insanlık bilincinin gelişiminde içeriği oluşturan ayrıntılardır. niteliğin gerektirdiği niceliklerdir. niceliğin de kendi başına değeri olmaz(örnek: mesela bir ilacın etken maddesi ilacın yüzde birini, hatta kimi zaman daha da azını teşkil eder. ilacın yüzde doksan dokuzu dolgu malzemesidir ve bu nicelik kısım sırf etken maddeye hizmet için vardır ve kendi başına değeri sıfırdır).

daha önce şu yazıda tarihin ilerleyişinin iki boyutlu bakış açısından diyalektik, üç boyutlu bakış açısından da helezonik bir karakterde olduğundan bahsetmiştik. (bkz: #75940604)

hz. ibrahim, insanlık bilincinin ulaştığı ana istasyonlardan birini temsil eder. zira o kelime-i tevhidin “lâ ilahe” kısmını tam olarak ve kusursuz bir biçimde gerçekleştirmiş ve imam-ı rabbani hazretlerinin beyanı üzere kapatmadığı tek bir şirk kapısı bile kalmamıştır. elbette hz. ibrahim’in kelime-i tevhidin “illallah” kısmından da büyük nasibi vardır. ancak bu kısmın kemali son peygambere bırakılmıştır(işte bu yüzden bugün bizler namazda son oturuşta peygamber efendimizle birlikte hz. ibrahim’e de salavat getiriyoruz).

bu noktada bilmemiz gereken önemli bir mesele de “cezbe ve süluk” bahsidir. cezbe çekim demektir, yani allah’ın huzuruna çekim… süluk ise nefsin terbiyesi için yol almak demektir. uzun bir iştir.

yüksek istidatlı kimselerin tamamı fıtratlarındaki şiddetli aşkla hakka doğru olan mesafeyi çok kısa sürede kat ederler ve o’nun huzuruna çıkar ve allah ile karşı karşıya gelirler. buradaki ilginç nokta şudur: bu kimseler nefsleri terbiye olmadığı halde hakkın huzuruna çıkmayı nasıl başarmışlardır? böyle bir şey nasıl olabilir? halbuki o yüce padişahın huzuruna görmüş geçirmiş ve nice yıllar en ince terbiyelerden geçmiş ak sakallı vezirler çıkabilmektedir ancak.

o cezbe sahibi hakkın huzuruna çıkabilmiştir, çünkü aşk her şeyi affettirir. aşkın verdiği sekr(sarhoşluk) ile tüm kötü huylar örtülmüştür. işte bu noktada olanlar olur ve o cezbe ehli gerisin geriye madde alemine indirilir. zira hakka kavuşmakla aşkı sükun bulmuş, onun verdiği sekr kalkınca da nefsi tekrar zuhur etmiştir. haliyle dünyaya dönmek zorunda kalmıştır. bu şahıs geri kalan ömründe nefsinin terbiyesi ile meşgul olur. artık tek emeli bir gün tekrar hakkın huzuruna çıkmaktır.

muhammedi bilincin 600’lü yıllarda dünyaya teşrif etmesini siz insanlık bilincinin cezbesi olarak biliniz. o’nun dünyadan ayrılması ile kısa sürede(250 yıl içinde) insanlık bilinci aslına dönmüş ve tekrar madde ve tabiat seviyesine düşmüştür. işte o günlerden bu yana tarih sürekli helezonlar çizerek ilerleyişine devam etmiştir. her devrede veya döngüde o dönemin mehdi, isa ve deccal misal şahısları zuhur etmiş ve döngü sonunda da yecüc mecüc istilası ile perde kapanmıştır(mesela bir önceki döngünün yecüc mecüc’ü moğollar’dır).

tarih her döngüde muhammedi bilince doğru bir basamak daha yükselmiştir. nihayet son döngüde muhammedi bilinç tam olarak yeryüzünde zuhur edecektir.

imam-ı rabbani hazretleri bu noktada şu hadis-i şerifi zikreder: “başı mı hayırlıdır sonu mu hayırlıdır bilinmez”.

peygamber efendimiz bu sözüyle en son döngüde müslümanların neredeyse sahabe kemaline ulaşmayı başaracaklarını söyler bir nevi. aradaki şiddetli yakınlık ve benzerlik bu sözün söylenmesine sebebiyet vermiştir. ancak görüşü keskin olan, fazilet ve üstünlüğün her yönden sahabeye ait olduğunu gayet iyi bilir.

insanlık bilincinin ulaşabileceği son mertebe muhammedi bilinç olduğu için, o noktada artık tarihin sonuna gelmiş oluruz. bu son döngüde hakiki yecüc mecüc gelir ve yeryüzünü yakıp yıkar. kısa bir müddet sonra da perde tümüyle kapanır. dünya adlı sanal gerçekliğin fişi çekilir.

isnetus 16.08.2025 10:06

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu