Laikliğin Hiçbir Öneminin Olmaması
En çok demagojisi yapılan kavramlardan biridir bu laiklik.
ilkokulda bize öğretilen neydi, “laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır”. biraz daha gelişkin laiklik tanımlarının da özde bu tanımdan pek farkı yok.
şimdi şu soruyu çok iyi düşünmenizi istiyorum:
bir insan ferdinin veya toplumun, belli bir dünya görüşü, değerler sistemi, ahlak ve davranış normları olmadan var olabilmesi, hayatiyetini sürdürebilmesi mümkün müdür?
çok açıktır ki, böyle bir şey mümkün değildir. o zaman soru şu, “ahlakın, dünya görüşünün, davranış normlarının kaynağı ne olmalıdır?”
batı bu soruya “dinler değil akıl olmalıdır” cevabını veriyor. ne oldu? laiklik kavramından mevzu direkt “akıl” kavramına sıçradı.
o zaman ben tam bu noktada sorumu yapıştırıyorum!
dinlerin ahlak ve davranış normları sunduğu çok açık zaten ama senin “akıl” dediğin mefhum da aynı vazifeyi yapıyorsa, dinlerden ne farkı var?
tam bu noktada müthiş bir demagoji ile iğrenç bir bilimsel bulamaç size yutturulmaya çalışılır. çoğu kişi de deccalın taamını afiyetle yer. ama ben kustum bu pisliği, midem kaldırmadı.
normalde hiçbir bağımsız varlığı söz konusu edilemeyen ve ruhun emrinde gelişkin bir hesap makinesinden ibaret olan “akıl” artık dinleştirilmiştir. evet modern çağın dini bu bilimsel pozitivist paradigmadır ve sanılanın aksine bu paradigmanın dahi temelleri som ve somut olmayıp kabullenimlerden, inançtan ibarettir.
yani insanlık esasen sadece din değiştirmektedir. ortaçağ dinlerinden, modern çağın dinine davet edilmektedir.
evet ortaçağ dinleri miadını doldurmuştur ama bu yeni dinin peyagemberi de tek gözlü ve çok yalancı deccaldır.
https://isnetus.wordpress.com/…/11/bati-medeniyeti/



