Suri tecelli bahsine devam edelim…
tasavvuf yoluna giren kimsenin başlangıçta ruhu bedeninde fâni olmuş durumdadır. yani ruh tam anlamıyla bedenselleşmiştir. bu nedenle ruha gelen tek damla nur dahi derhal beden üzerinde hormonal ve beyin kimyası açısından değişiklikler yapar. bu etki tıpkı aşık olanlarda veya madde kullananlarda olanlar gibidir.
spiritülistlerde, hristiyan ve budist rahiplerde de birebir benzer haller yaşanır beden itibariyle. ancak onların halleri ruha gelen feyzden değil, bedenin enerjetik ikizi olan nefsteki dönüşümlerden kaynaklanır. zira iman sahibi olmayanların nurdan nasibi olması mümkün değildir. bu şahısların yaşadıkları her şey tamamen uyuşturucu madde kullananlarda olduğu gibi hayal ve seraptan ibarettir. kimileri tanrıyla bile konuştuklarını zannederler bunların. ölümle birlikte bu hayaller son bulacak ve geriye pişmanlıktan başka bir şeyleri kalmayacaktır.
tasavvuf ehli yolculuklarının orta aşamasında suri tecellilerden kurtulurlar. ilk başta bu onlara büyük bir çöküş ve karanlığa düşüş gibi gelebilir. bir açıdan da öyle sayılabilir gerçi; çünkü beden ruha gelen feyzlerden artık tesir almamaya başlar, ruh artık bedenden kendini sıyırmaya başlamıştır çünkü. daha önceden sekr altında uyuşmuş kalmış olan beden bir anda tüm karanlığı ile yolcunun üstüne çöker. beden daha önceden bir kedi iken şimdi aslan olmuştur. yolcuyu günaha ve süfliyata çeker.
ancak diğer yandan suri tecelliden kurtulmak hakla bâtılın karışık olduğu bölgeden çıkmak anlamına da gelir. artık tasavvuf ehlinin spritüalistlerle, hristiyan rahiplerle ortak bir noktası kalmamıştır. iman ve inkarın ayrışması elbette büyük bir hayırdır. yolcumuz artık asıl büyük hedefe gidebilmek için vize almıştır; beden karanlığını aşabilmek şartıyla elbette.
suri tecelliler her ne kadar kalbin dünya ve maddiyat ile pek çok bağlantısını kesebilirse de işi fena haddine kadar ulaştıramaz. fena, hakkı tanımanın ilk kapısıdır. bu nedenle spiritüalistler ve hristiyan rahipler(tersini iddia etseler de) hakkı asla tanımazlar. onların marifetten nasipleri yoktur. marifet sandıkları şey boş hayaldir, seraptır. bunların uyuşturucu kullananlardan(mesela ayahuasca) tek farkı, hâllerini belirli bir yöntem ve teknik ile ve kademeli olarak elde etmiş olmalarıdır. bu sebeple hâlleri sürdürebilir ve dengelidir. suri tecelli işte bu yönü itibariyle yol kesicidir. iman sahiplerinin kurtulma şansı varken diğerleri ömürlerini bu boş hayallerle tüketirler.
not: kimin peşinden gittiğine dikkat et! iki üç boş hayale aldanma! imanından olup cehennemin dibini boylarsın yoksa! evet sana söylüyorum!



