Ümit ve Kaygı
Biliyorum geleceğe dair kaygıların var.
kimi zaman ümide kapılıyorsun; ama çoğu zaman da kaygılar içinde yaşıyorsun.
sana bir sır vereyim!
önce ümidi terk et…
ümit ile kendi kendini kandırıyorsun; kendi kendini zehirliyorsun.
dediğimi yap sen… önce ümidi terk et; sonra da tüm kaygılarını…
hiçbir şeyi dert etmen gerekmiyor.
her şeyi akışına bırak gitsin.
içinde bulunduğun günü en iyi şekilde değerlendirmeye bak sen…başka şey düşünme…
eğer bunu başarabilirsen, akıntı seni ferah ve rahat bir şekilde nasibine ulaştıracaktır. yok eğer direnç gösterir ve debelenirsen, akıntı yine seni aynı yere sürükleyecektir; ama bu sefer kafanı ve gözünü yara yara…
bu dersler herkes için geçerlidir.
ister asgari ücretle çalışıyor ol, istersen servet sahibi ol fark etmez. bunları öğrenip yaşantına aksettirmediğin müddetçe yanarsın; hep kendi kendine azap eder durursun. herkes cehenneminin ateşini kendi tutuştururmuş…
şimdi biri hemen çıkıp, “ama ümit ile korku arasında olmalıyız” diyecek. bundan adım gibi eminim.
o mananın yeri ve bağlamı başka. karıştırma sen onu şimdi buraya…bağlamsız geldin, bağlamsız gideceksin…ne diyeyim ben sana…



