21. Yüzyıl İslam AnlayışıAnlayışta Yenilikİman ve İnkarTarihTevhid Anlayışı

Uydurma Hadislerle Yoldan Çıkmak

Beş asırlık bir çöküş sürecinden sonra islam alemi darmadağın olmuş ve batı tarafından öylesine ezilmiştir ki, müslümanlar bu şaşkınlık içinde ne yapacağını, ne edeceğini bilemez duruma düşmüş ve haline teşhis koymaktan bile aciz kalmıştır.

bu büyük bozguna verilen tepkiler farklı farklıdır:

batıcılar: bu tayfa islama inancını tamamen kaybetmiştir ve onu 1400 yıl öncesinin miadını doldurmuş bir öğretisi olarak görür. bunlara göre çare, islamı tamamen tasfiye edip evrensel normlar dediği “batılı” materyalist, pozitivist görüşü benimsemektir.

reformcular: bunlar esasen bilinçaltlarında islamı inkar pozisyonundadırlar ancak genelde statüleri ve toplumdaki konumları itibariyle inkarlarını şuur sathına çıkartamazlar. bunlar islamı eğip büküp batılı normlara uygun hale getirmek azmindedirler.

fanatikler: “biz allah’ın emirlerine yeterince uymadığımız için bunlar başımıza geldi, islama daha sıkı sarılmak kurtuluşumuzdur” diye düşünür ve islamı lafız manasında kayıtlı kalarak, katı bir şekilcilikle yaşamaya çalışırlar. bu tarz onları işin aslından büsbütün uzaklaştırır ve dünyaya hepten yabancılaştırır. daha da beter bir hale düşünce yakıp yıkmayı, intihar eylemleri yapmayı çıkar yol olarak görmeye başlarlar.

diğer çoğu müslüman grup kendilerini dünyaya kapatarak ve sera şartlarında yaşayarak kendilerini korumaya çalışırlar. ayrıntıda bu tepkiler sayısızdır…

işte hadis inkarcıları denilen tayfa da bir tür reformcu zihniyeti haizdirler. batı tarzı format yemiş kafaları hadislere anlam vermekte ve değerlendirmekte yetersiz kalıp “mavi ekran” verince inkar yoluna saparlar ve böylelikle kendilerince bir tür hareket serbestisi kazanırlar. eskiden batı aklına uydurmak zorunda oldukları meseleler “10” iken şimdi “1” olmuştur.

ama yaptıkları iş beyhudedir. çünkü o yolun sonu topyekün inkar noktasına doğru gider.

peki işin aslı nedir? esasen islam bir tür bilgi, dogma veya öğreti değil varoluşa katılmaktan doğan bir yaşantı, hal, zevktir. varoluşa katılma noktasında kişi bütünün bilgisine sahiptir. tekrar yeryüzüne inince ister istemez insanlara yol göstermek durumunda kalır, çünkü o ariftir, bilendir.

ama hitap ettiği insanların seviyeleri, anlayışları ile sınırlanmış bir durumdadır. zaruri olarak kendi devrinin şartlarına, adetlerine, iktisadi ve sosyal şartlarına göre konuşur. bir diğer deyimle, ondaki ruh, irfan, içinde bulunduğu devrin şartlarına göre materyalize olur.

ancak o dönemin şartlarında oluşmuş şekil unsurlarını tamamen farklı bir döneme doğrudan taşımak mümkün değildir. yani 1400 yıl önceki çözümleri bugüne aynen taşıyamayız, bu mümkün değildir. varoluşa katılmayı başarır ve orada sahip olduğumuz irfanı günümüz şartlarına göre dondurmayı başarır ve böylece yeni bir islami yorum üretebilirsek, o zaman iş değişir tabii ki…

isnetus 20.04.2014 23:16 ~ 23:32

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram, twitter ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu