Gaffar vs Gafur
Kur’ân’da beş yerde geçen gaffâr ismiyle doksan bir yerde geçen gafûr isminin her biri mübalağa ifade etmekle birlikte aralarında ne gibi bir farkın bulunduğu hususu ilk dönemlerden itibaren âlimleri düşündürmüştür.
meşhur nahiv ve lugat âlimi zeccâc, her iki kelimenin aynı mânada mübalağa ifade ettiğini, tekrarın ise zât-ı ilâhiyyeye ait sıfatlardaki nihaî yetkinliği bildiren bir tekit(güçlendirme) niteliği taşıdığını söylemekle belki en isabetli hükmü vermiştir (tefsîru esmâillâhi’l-hüsnâ, s. 46).
bununla birlikte zeccâc, başkasından naklen gaffârın “günahları dünyada örten”, gafûrun ise “âhirette bağışlayan” anlamlarına gelebileceğini kaydetmiştir (a.g.e., s. 47). ebû süleyman el-hattâbî de tereddütlü görünmekle birlikte bu yorumu benimsemiştir (şenü’d-duâ, s. 65).
abdülkerîm el-kuşeyrî, gaffârın daha çok mübalağa ifade ettiğini söyledikten sonra asıl mağfiretin kulun tövbesi ve itaatiyle değil, ilâhî lutufla gerçekleştiğini kaydetmiştir. ancak kur’an’da yer alan mağfiret âyetlerinin çok defa tövbeyi ve iyi davranışları şart koştuğu görülmektedir.
her ne kadar ebû bekir ibnü’l-arabî, genellikle benimsendiği gibi, gaffârın gafûra nisbetle daha çok mübalağa ifade ettiğini ileri sürmekteyse de (el-emedü’l-alâ, vr. 116b) hattâbî’de görülen bir işaretin gazâlî tarafından geliştirilen şekli daha mâkul görünmektedir. buna göre her bir ismin kendine has bir mâna zenginliği mevcut olup gaffâr tekrarlanan hata ve kusurları, gafûr ise her nevi günahı bağışlamayı ifade etmektedir. öyle ki sadece bir çeşit günahı bağışlayana gafûr denmeyeceği gibi bütün günahları kaplasa bile sadece bir defa affeden için gaffâr ismi kullanılmaz. ancak kur’an’da açıkça belirtildiği üzere (en-nisâ 4/48, 116) şirk ve inkârın bağışlanması söz konusu değildir.
-alıntıdır-



